Aysel Ayşe Aygün Özer
Sınavla ölçülen gelecek
Türkiye’de bir çocuğun eğitim yolculuğu, neredeyse baştan sona sınav takvimine göre şekilleniyor. Ortaokulda LGS, lise sonunda YKS. Arada deneme sınavları, taramalar, kazanım testleri… Eğitim takvimi değil, sınav takvimi belirleyici oluyor.
Milli Eğitim Bakanlığı her reform açıklamasında “sınav baskısını azaltma” vurgusu yapıyor. Ancak sistemin yapısı değişmediği sürece sınav merkezli kültür de değişmiyor. Çünkü mesele yalnızca sınavın adı değil; seçme ve yerleştirme mantığı.
Bugünkü model üç temel sorun üretiyor:
1. Öğrenme Yerine Test Çözme Becerisi
Bilgi, anlamak için değil; doğru şıkkı bulmak için öğreniliyor. Eleştirel düşünme, tartışma, üretim geri planda kalıyor. Başarı; hız, teknik ve stratejiye indirgeniyor.
2. Erken Yaşta Performans Kaygısı
Ortaokul öğrencisi, lise öğrencisi gibi yaşıyor. Lise öğrencisi ise üniversite adayından çok sınav maratoncusu gibi. Başarı artık gelişim sürecinin doğal sonucu değil; sürekli ölçülen bir performans göstergesi.
3. Eşitsizlik Derinleşmesi
Sınav teorik olarak objektiftir. Fakat hazırlık imkânları eşit değildir. Özel ders, kurs, kaynak kitap, deneme seti… Ekonomik imkân arttıkça avantaj artar. Böylece sınav, fırsat eşitliği üretmek yerine mevcut farkı büyütebilir.
Asıl soru şu:
Sınav gerçekten yeteneği mi ölçüyor, yoksa hazırlık kapasitesini mi?
Elbette büyük nüfuslu bir ülkede yerleştirme sistemi gereklidir. Ancak bu sistem tek belirleyici hâline geldiğinde eğitim daralır. Okul; hayat hazırlığı olmaktan çıkar, sınav hazırlık merkezine dönüşür.
Yusuf Tekin ve eğitim yönetimi, “sınavı kaldırmak” gibi popülist söylemler yerine şuna odaklanmalıdır: Sınavın belirleyiciliği nasıl azaltılır? Süreç değerlendirmesi nasıl güçlendirilir? Okul başarısı nasıl daha anlamlı hâle getirilir?
Çünkü bugün çocuklar bilgiyi merak için değil, puan için öğreniyor.
Yanlış yapma korkusu, deneme cesaretinin önüne geçiyor.
Hata, öğrenme aracı değil; puan kaybı olarak görülüyor.
Oysa eğitim; yarış değil, gelişimdir.
Sınav bir araçtır. Ama araç, amaca dönüşürse sistem yorulur.
Ve en çok da çocuk yorulur.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Geleceği gerçekten birkaç saatlik bir sınav mı belirlemeli, yoksa yıllara yayılan bir öğrenme süreci mi?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.