Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Bir beslenme çantasına sığmayan hayat

Asgari ücret kirayı karşılamazken, okula giden çocukların beslenme çantasını anneler nasıl doldursun? Bu soru artık bir serzeniş değil; Her sabah mutfakta sessizce sorulan, cevabı olmayan bir gerçekliktir.

Sabahın erken saatlerinde uyanan anneler, çayın altını yakmadan önce hesap yapmaya başlıyor. Ekmek var mı, peynir yeter mi, bugün çocuğun çantasına bir meyve koyabilir miyim? Bu sorular ne tembellikten ne de ihmalkârlıktan doğuyor. Doğrudan yoksulluğun içinden geliyor.

Bir evin kirası asgari ücretin yarısını, bazen daha fazlasını alıp götürürken geriye kalanla elektrik, su, doğalgaz ve mutfak masrafı arasında sıkışan aileler var. Bu tabloda çocukların beslenmesi bir “detay” gibi görülüyor ama aslında meselenin tam merkezinde duruyor. Çünkü beslenme çantası boş olan bir çocuk sadece aç kalmıyor; Mahcup oluyor, içine kapanıyor, arkadaşlarının arasında eksiliyor.

İşin bir de okul kantinleri gerçeği var. Tost, sandviç, ekmek arası bir şeyler… Hepsi artık birçok öğrenci için pahalı. Bir ayranla bir sandviçin fiyatı, bazı çocuklar için haftalık harçlık demek. Kantin camının önünde durup fiyatlara bakıp geri dönen çocuklar var. Parası yetmediği için “istemiyorum” diyen ama aslında isteyen çocuklar…

Oysa bu mesele çözümsüz değil. Okul kantinlerinde öğrencilerin alabileceği cüzi fiyatlar belirlenebilir. Devlet, durumu olmayan veliler için kantin kartı uygulaması başlatabilir. O kartla çocuk, kimseye mahcup olmadan sandviçini alır, ayranını içer. Ne etiketlenir ne de dışlanır. Sadece karnı doyar.

Okullarda eşitlikten söz ediyoruz ama çocuklar aynı sırada otursalar da aynı hayata uyanmıyor. Kiminin çantasında evden çıkmış sıcak bir sandviç, kiminin çantasında sadece umut var. Anneler bu farkı en derinden hissedenler. Çünkü her gün “elinden geleni yapamamanın” ağırlığını taşıyorlar.

Kimse lüks istemiyor. Kimse sofralarda çeşit çeşit yemek aramıyor. İstenen şey çok basit: Bir annenin, çocuğunu okula gönderirken “bugün aç kalır mı?” diye düşünmemesi. Bir çocuğun, beslenme saatinde başını önüne eğmek zorunda kalmaması.

Bu mesele sadece ekonomi başlığı altında konuşulacak bir konu değil; vicdanla, adaletle ve toplumsal sorumlulukla ilgilidir. Asgari ücret bir yaşam ücreti olmadıkça, o beslenme çantaları dolmaz. Kantinler çocuklar için ulaşılmaz oldukça da bu yara kapanmaz.

Ve artık şu soruyu daha yüksek sesle sormak gerekir; Bir ülkede çocuklar kantin camından içeri bakıp geri dönüyorsa, hangi başarıdan, hangi büyümeden söz edilebilir?

Bu yazı bir şikâyet değil; bir hatırlatmadır. Çünkü bir toplum, çocuklarının beslenme çantasında ne varsa, aslında geleceğine onu koyar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi