Saliha Yazan
Dijital vicdan: Tıklamanın ötesine geçebilmek
2025’in son günlerinde Türk Dil Kurumu’nun açıkladığı “yılın kelimesi/kavramı” duyurusu, dijital çağda insan olmanın temel bir soru işaretini gün yüzüne çıkardı: Dijital vicdan. Bu yeni kavram, vicdanın dijital dünyada nasıl dönüştüğünü ve bu dönüşümün birey ile toplum üzerindeki etkilerini düşündürmemizi istiyor.
“Dijital vicdan” ne demek? sorusuna gelirsek, TDK, geleneksel anlamıyla vicdanı, kişinin kendi davranışları hakkında yargıda bulunmasını sağlayan duygu olarak tanımlıyor. Ancak bugün bu duygu, sosyal medya ile birlikte başka bir boyut kazanmış durumda. Çünkü birçok kişi; gerçek hayatta sorumluluk almayıp sosyal medyada yalnızca paylaşım yapmak, beğeni atmak ya da yorum yazmakla vicdanını rahatlatma eğiliminde… Bu davranış biçimi, vicdanı eylemden kopararak basit bir tıklamaya indirgenmiş bir simgeye dönüştürüyor.
Bu noktada dijital vicdan, yalnızca dilimize yeni bir kelime eklemekten ibaret değil. Aksine, bu kavram bir ayna. Toplum olarak bireysel sorumluluklarımızı ne kadar dijital etkileşimlerle sınırlıyoruz? Bir beğeni, bir paylaşım, gerçekten yardıma ihtiyaç duyan bir duruma ne kadar somut destek oluyor? Bu soruları sormak, belki de dijital vicdan kavramının bize verdiği en önemli hediye…
Gerçek vicdan, sadece hissetmek ya da göstermek değil; harekete geçmek aynı zamanda. Eylem, dayanışma, sorumluluk alma… Dijital dünyada bunların yerine sıklıkla “tıklamak” geçtiğinde vicdanımızın sesi zayıflıyor, fakat sanal görünürlüğümüz artıyor. Dijital vicdan, bu paradoksun merkezindeki, simgeleştirilmiş duyarlılık ile gerçek sorumluluk arasındaki uçurumu gösteren bir kavram.
Bir başka bakışla, dijital vicdan, yalnızca bireysel davranışlarımızı değil, toplumsal ilişkilerimizi ve hatta küresel sorunlara yaklaşımlarımızı da etkiliyor. İnsanlar, dünyanın dört bir yanındaki acılara dair bir gönderiyi beğenerek vicdanlarını “temizlemek”le yetinebiliyor; fakat bu beğeniler, çoğu zaman gerçek destek ve çözüm üretimiyle eşleşmiyor. Bu durum, dijital vicdanı sıradan bir erdem göstergesi olmaktan çıkarıp sorgulanması gereken bir toplumsal olgu hâline getiriyor.
TDK’nin 2025 yılının kelimesi olarak, vicdani körlük, dijital vicdan, çorak, eylemsiz merhamet, tek tipleşme kelimeleri arasından, “dijital vicdan”ı seçmesi, yalnızca dilimize yeni bir kavram kazandırmadı; bize, içinde yaşadığımız dijital kültürün etik ve ahlaki dönüşümünü düşünmemiz için de bir fırsat sundu. Vicdanımızı yalnızca dijital etkileşimlere bırakmayıp, gerçek dünyada somut eylemlerle yaşatma fırsat…
Sağlıcakla kalın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.