Zafer Çam
Bir koltuk saltanatın kibri
Bu ülkede insanı en çok yoran şey yoksulluk değil; Kibir.
Makamla, parayla, unvanla şişen egolar…
Yükselirken ardında bıraktığı enkaza dönüp bakmayanlar…
Dostunun omzuna basmayı “başarı” sananlar…
Kırşehir’de oda seçimleri bitti çok fazla bir değişim olmadı.
Eski Başkanlar yine kazandı.
Bu seçimler esnafı kaynaştığı bir seçim ortamında değil ayrışma konuşuldu, sandıklar açıldı gerilimler daha da arttı.
Seçilmiş başkanlar rakiplerine karşı sevgi, saygı sözlerinin yerine daha kırıcı açıklamaları hiç ahi esnafı ahlakına yakışmadı diyen ahi esnafı bakın ne güzel diyor.
Unutulan bir gerçek var:
Sonu ölüm olan bir hayatta kimseye tepeden bakmaya değmez.
Kimseyi küçük görme.
Kimseyi hor ve hakir görme.
Kimsenin hakkını yeme.
Çünkü yetimin ve mazlumun ahı, tapu senedinden de makam yazısından da güçlüdür.
“Ben zenginim” diyenlere söylüyorum: Servet kefene sığmaz.
“Ben seçildim” diyenlere söylüyorum: Sandık, insanı yüceltmez; sorumluluk yükler.
“Ben atandım” diyenlere söylüyorum: Atama belgesi, ahlâk belgesi değildir.
Zenginliğine, seçilmişliğine, makamına güvenme. Bunların tamamı geçici.
Bu topraklar; bir zamanlar kendini dokunulmaz sanan kralların, başbakanların, cumhurbaşkanlarının, bakanların, vekillerin, başkanların, generallerin ve paşaların sessiz mezarlığıdır.
Ölüm; randevu sormaz.
Yaş dinlemez.
Mevki tanımaz.
Ne zaman, nerede, nasıl geleceğini Allah’tan başka kimse bilmez.
Ama herkesin bildiği kesin bir gerçek vardır: Her canlının sonu ölümdür.
Şair boşuna dememiş: “Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”
Bütün hikâye bu kadar kısa, bu kadar acı ve bu kadar nettir.
O hâlde soruyorum: Madem sonuç belli, bu acele kibir niye?
Bu hoyratlık niye?
Bu kul hakkı iştahı niye?
Hz. Ali (r.a.) yüzyıllar öncesinden uyarmış “Yapman gereken hayırlı ve yararlı işleri yarına bırakma. Bir bakarsın, yarın olur da sen olmazsın”..
Bugün “işim gücüm var” diyerek kulluğu erteleyenler bilsin ki; Yarın iş de kalmayabilir, güç de…
Bugün gücüne güvenip zulme göz yumanlar bilsin ki; O güç, musalla taşında sıfırlanır.
Ölüm, büyük bir eşitleyicidir.
Zenginle fakiri, seçilmişle atanmışı aynı yere yatırır.
Ve geriye tek bir soru kalır: Bu dünyadan ne götürdün değil, geride ne bıraktın?
Bir namazlık saltanat için bunca kalp kırmaya, bunca hak yemeye değer miydi?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.