Bahattin Demiray
Dil düşüncemizin tercümanıdır
İnsanın dili, düşüncesinin tercümanıdır. Yüce Allah insanı yaratmış ve ona düşünce beyanı olarak dil vermiştir…
Allah cc dili verirken, düşün düşünürken… İnat edesin diye vermemiştir.
Hırslı ve sabırsız olarak yaratılan insan gerek doğru ve gerekse yanlış kendi istek ve düşüncelerinde gereğinden fazla hatada ısrarcı olma olan ‘İnatçılık’ İslâm ahlâkını taşıyan insana yakışmayan bir haldir.
İnatçılık hatada ısrar huyundan geçerek nefsini kontrol altına almalı, dini eğitim sürecinden geçerek bu özelliklerini dengelemeli ve böylece ruhsal psikolojik hatalıklara düşmekten korumalıdır. İnat, hatada ısrar olduğu gibi, hakta ısrar olarak geniş bir anlam içerir.
Hata yaparken inatçılığın sebepleri; İlimde mağrur olma, tuttuğu (parti, takım, ırkçılık, etnik yapı, ideoloji, İslam dışı insanları sevme ve taraftarlığını anlatma) yaptığı yanlışlar, bağımlılıklar (alkol, sigara, esrar, televizyon, teganni, isyan ve subliminal olan şarkı sözleri, her türlü , oyun, malayanilik v.b.) kin, nefret, kibir, gurur, ucub, nefsin cimriliği, hırs, ,küsme, öfke, galip gelme, zulümle menfaat temin etme, ayet ve hadislere, ibadetlere karşı duyarsızlık, suçunda ısrar ve cahilliktir.
Ehli sünnet din alimlerinin bilgisinden yararlanmak yerine İslam’a zarar veren yazarlar ve ateist yazarların görüşü ile nefsin hastalığı olan inatlarına devam ederek hayatlarının faydasız işlerle tüketmesi sonucu insanlar tarafından ayıplanacağı ve utanacağı, ahrette Rabbimizin huzurunda hak etmeyen bu davranışını bildiği halde bu davranışından vazgeçmemesidir.
İnsanoğlunun Küfürde ısrar, hayra karşı gelmeyi engelleme sonunda haddi aşma saldırganlık, hırçınlık, olup, haklara tecavüzde bulunmak; Hakk'a karşı hep şüpheci olmak veya başkalarına şüphe oluşturmak ve şüphe duyurmak; Allah'ı bırakıp başka şeyleri ilâh edinmek gibi kötü özellikler cehenneme atılma nedenlerindendir. Hırs hiçbir insanı selamete ulaştırmamış, hırsına kapılan her insan felaketlere sürüklenmiş, hüsrana uğratmıştır.
İnadıyla başta zamanı olmak üzere, itibarını, saygınlığını ve daha birçok şeyi kaybeder. Kendi sözlerinin olması için ellerinden gelen her şeyi yaparlar, doğruya yaklaşmaması nedeniyle çevresindeki insanların kalplerini kırar, bulunduğu her ortamda huzursuzluğa sebep olur. Dünyasını kendisine zehir ettiği gibi Ahretini de perişan eder.
Allah (c.c.)’ın ayetlerini inadına inkar edenler, inatta ısrar edenlerin, zulme dayalı menfaati yaşama isteği inanan insanların yaşamına zararı olur.
Yüce kitabımızda; "Eğer dönerlerse (Allah'ın emrine uymaktan ve Resul'ünün gösterdiği yoldan yüz çevirirlerse) bilsinler ki. Allah kâfirleri sevmez (onların ne tövbelerini kabul eder ve nede günahlarını bağışlar)" (3. 32)
İblis kendini büyük görüp Allah c.c.'in Büyüklüğünü emrini kabul etmediği için iblisin tövbesini kabul etmemiştir.
Buna karşılık Hz. Adem a.s. ve eşine tövbe etmeyi ilham etmesi Araf suresi 23’de; ; Ey Rabb'imiz! Biz kendi kendimize zulmettik. Eğer sen bizi bağışlamaz, bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz hüsrana uğrayanlardan olacağız" hemen, günahlarını itiraf etmeleri, pişmanlık duymaları ve kendilerini suçlamasından nedamet ve gözyaşı dökmeleri sonucu; tövbelerini kabul edildiğini ve (Zümer Sûresi. 53) "Allah\'in rahmetinden sakin ümit kesmeyiniz") Allah c.c.'in rahmetinden ümit kesmemişlerdir.
Şeytan ne günahını itiraf etmiş, ne yaptığına pişman olmuş, ne kendini suçlamış ve ne de tövbe etmeye yönelmiş, üstelik de Allah c.c.'nin rahmetinden ümit kesmiş, kendini beğenmiştir.
Her kim ki, tutumu şeytan gibi olursa tövbesi kabul edilmez. Buna karşılık günah isledikten sonraki hali Hz. Adem a.s. gibi olanların tövbelerini Allah c.c.) kabul eder. Nefsin arzuları olan her günahın affedilmesi umulur, ama kendini beğenmişliğe dayanan hiç bir günahın affedilmesi beklenemez. Hz. Adem a.s. kusuru nefsi arzularına dayanıyorken şeytanın günahı ise kendini beğenmişlikten ileri geliyordu.
İnsan Düşündüğünü rahatça ifade edebilsin diye dili, her tarafa dönebilecek ve her kelimeyi konuşabilecek şekilde kemiksiz yaratılmıştır.
Ancak, bu dili gerekmedikçe her herşeye uzanasın diye dilin önüne kemik dişlerinden bir duvar ve onun önüne de dudaklarından bir perde yaratılmıştır.
Bütün bunların anlamı, düşünmeden konuşma demektir. Dünyada, yolcu gibi yaşa, öleceğini unutma. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğren! İlim, ibadet içindir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir.
Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır.
Selam ve duayla…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.