Zafer Çam
Yollarda Azrail değil, denetimsizlik geziyor
Türkiye’de trafik kazaları artık istisna değil, neredeyse günlük bir rutin hâline geldi. Hangi şehri açsak, hangi günü saysak karşımıza aynı haber çıkıyor: Kaza, yaralılar, ölümler… Pazar günü Antalya’da meydana gelen otobüs kazası da bu acı tablonun son halkası oldu. Trakya’dan yola çıkan bir yolcu otobüsü, Antalya’da faciaya dönüştü. Bir yolculuk daha yarım kaldı, birden fazla hayat geri gelmemek üzere sona erdi.
Dün akşam bir ziyarette Ankara yollarındaydım.
Şiddetli bir yağmur vardı.
Görüş mesafesi düşüktü, yol kaygandı.
Ben kontrollü ve dikkatli bir şekilde ilerlerken, bir yolcu otobüsü yağmurun altında yüksek hızla yanımdan geçti.
O an insanın aklına şu soru geliyor: Bu araç onlarca can taşıyor.
Bu hız, bu pervasızlık neden?
Birkaç dakika erken varmak, insan hayatından daha mı değerli? Yağmurda, gece koşullarında, ağır tonajlı bir araçla bu hız kime güven veriyor?
Otobüs şoförlüğü sıradan bir meslek değildir.
Direksiyon başındaki kişi sadece bir aracı değil, onlarca insanın hayatını emanet alır.
Bu sorumluluğun bilincinde olmayanların direksiyon başında ne işi var?
Daha da önemlisi, bu kişileri kim denetliyor?
İçeride taşınan canlar şoföre emanettir.
Ancak bu emanet sadece şoförle sınırlı değildir.
Şirketler, denetim mekanizmaları ve yetkili kurumlar da bu sorumluluğun ortağıdır.
Hız denetimleri yeterli mi?
Sürüş süreleri gerçekten kontrol ediliyor mu?
Yorgunluk, dikkatsizlik, aşırı hız neden hâlâ bu kadar yaygın?
Trafik polisi elbette her yolun ve şöförün başında duramaz.
Ancak denetimsizlik kader değildir. Kaza olduktan sonra konuşmak, açıklama yapmak, “şoför hatası” demek çözüm değildir.
Asıl mesele, o hataya giden yolu neden hâlâ açık bıraktığımızdır.
Bazı sürücüler direksiyon başına geçtiğinde kendini dokunulmaz sanıyor.
Kurallar tabelalarda kalıyor, sorumluluk göz ardı ediliyor.
Sonra da her kazanın ardından aynı cümle kuruluyor: “Kader.”
Hayır, bu kader değil.
Bu ihmal.
Bu denetimsizlik.
Bu cezasızlık duygusunun yarattığı bir sonuç.
Ülkede her gün otobüs kazası haberleri görüyoruz ve büyük çoğunluğu şoför hatası olarak kayda geçiyor.
Ancak ortada yalnızca bireysel hatalar yok.
Sistemsel bir sorun var.
Eğitim eksikliği, yetersiz denetim ve caydırıcı olmayan yaptırımlar bu kazaların gerçek nedenidir.
İnsanlar bir şehirden başka bir şehre giderken “Sağ salim varabilecek miyim?” diye düşünmek zorunda kalmamalı. Yolculuk bir sınav, bir dua meselesi olmamalı.
Can, bu kadar ucuz olmamalı.
Eğer gerçek önlemler alınmaz, eğer sorumlular gerçekten hesap vermezse, yarın yine aynı haberi okuyacağız.
Ve ne yazık ki artık kimse şaşırmayacak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.