Sahi siz kimsiniz?

Yazıma ibretlik bir hikâyeyle başlamak istiyorum.

Bir gün papaz, kilisenin hizmetlisini yanına çağırır.

"Evladım," der, "kilisenin çanının sesi eskisi gibi çıkmıyor.

Üzeri kargaların pisliğiyle kaplanmış.

Çık, güzelce temizle."

Hizmetli kuleye çıkar, çanı pırıl pırıl yapar.

Aradan birkaç gün geçer, kargalar gelir ve çanı yine kirletir.

Bunun üzerine hizmetli bir çözüm bulduğunu sanır.

"Her hafta kuleye çıkacağıma şuraya bir tas şarap koyayım.

İçen kargalar sarhoş olur, bir daha buraya gelemez."

Bir hafta sonra kuleye baktığında ise aynı manzarayla karşılaşır.

Kargalar hem şarabı içmiş hem de çanın üzerine yine pislemişlerdir.

Dayanamayıp şöyle haykırır:

"Bre kargalar! Siz Müslüman olsanız şarap içmezdiniz.

Hristiyan olsanız çana pislemezdiniz.

Peki, siz nesiniz?"

İşte bugün de aynı soruyu sormamız gereken nice insan var.

Sahi siz kimsiniz?

Bir davanız var mı?

Bir duruşunuz...

Bir omurganız...

Yoksa tek inandığınız şey, siyasi gücün yanında durmak mı?

Ne zaman bir makam sahibi değişse, onların da fikirleri değişiyor.

Ne zaman bir koltuk el değiştirse, onlar da yön değiştiriyor.

Rüzgâr hangi taraftan eserse, yüzlerini oraya çeviriyorlar.

Dün yere göğe sığdıramadıklarını bugün yerden yere vuruyor, dün ağır sözler söylediklerini bugün alkışlıyorlar.

Çünkü onların ne bir ideali var ne de bir karakteri...

Onların tek ideolojisi menfaattir.

Bugün iktidarın kapısındadırlar.

Yarın başka bir kapının önünde beklerler.

Yeter ki siyasi koltuğa yakın olsunlar...

Yeter ki ihale oradan geçsin...

Yeter ki seçilmişin fotoğraf karesine girebilsinler...

Seçilimle Boy boy fotoğraflar paylaşırlar.

Sanki Kırşehir'e bir fabrika kazandırmış gibi...

Sanki bir yatırım getirmiş gibi...

Sanki bir gencin iş sahibi olmasına vesile olmuş gibi...

Oysa yaptıkları tek şey siyasinin omzuna yaslanıp görünür olmaya çalışmaktır.

Kırşehir'in derdiyle dertlenmezler.

Şehrin geleceğini konuşmazlar.

Göçü durdurmayı düşünmezler.

Yatırımı, üretimi, istihdamı önemsemezler.

Onlar için önemli olan tek şey; bir protokol fotoğrafında en ön sırada yer almaktır.

Her devrin adamıdırlar.

Her dönemin alkışçısıdırlar.

Bazen dindar olurlar.

Muhafazakâr olurlar...

Milliyetçi olurlar...

Sosyal demokrat olurlar...

Liberal olurlar...

Gerekirse birbirine tamamen zıt fikirlerin bile savunucusu kesilirler.

Çünkü onların bağlı olduğu tek makam vicdan değil, çıkardır.

Nabza göre şerbet vermekte ustadırlar.

Takla atmakta olimpiyat şampiyonu olurlar.

Bugün "reisim" dediklerine yarın "başkanım" demekten utanmazlar.

Yeter ki kapılar yüzlerine kapanmasın.

Böylesi insanlar toplumun yükünü çekmez.

Toplumun sırtından geçinir.

Üretmezler...

Katkı sunmazlar...

Risk almazlar...

Ama her başarı hikâyesinin ön sırasına oturmayı çok iyi bilirler.

Kene gibi yapışırlar.

Sülük gibi beslendikleri damarı bırakmazlar.

Çünkü onlar bilir ki, emek vermeden yükselmenin en kısa yolu, siyasiye yaslanmaktır.

Aslında biz onları tanıyoruz.

Kırşehir de tanıyor.

Kim olduklarını da biliyoruz.

Ama yine de sormadan geçemiyoruz...

Siz gerçekten kimsiniz?

Bir davanın adamı mı?

Yoksa her devrin, her makamın ve her çıkarın adamı mı?

Tarih; omurgalı insanları yazar.

Rüzgâra göre yön değiştirenleri ise sadece ibretlik birer dipnot olarak bırakır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi