Mahmut Erdemir
Dijital mecralar artık beka meselemiz
Dünya artık sadece taş, toprak, deniz ya da havadan ibaret değil. Gözümüzle göremediğimiz, sınırlarına tel örgüler çekemediğimiz ama hayatımızın her saniyesini kuşatan yeni bir coğrafyadayız: Dijital Coğrafya.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen "Dijital Vatan Akademisi", tam da bu dönüşümün kalbine neşter vuruyor.
Dijital Vatan Akademisi’nin öğrencileri; Ankara Valiliği himayesinde; Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle başarıyla yürütülen Bilge Yazarlar Projesi kapsamında yazarlık eğitimi gören öğrencilerinden oluşuyor.
Devletin zirvesinden akademisyenlere, bürokratlardan gençlere kadar uzanan geniş katılımlı açılış töreninde yapılan vurgular, aslında tek bir hakikati söylüyor: Dijital alan artık sadece bir teknoloji meselesi değil, doğrudan bir milli egemenlik ve manevi vatan konusudur.
Bugün gençliğimiz, fiziksel dünyadan çok dijital mecralarda, dizi platformlarında ve sosyal medyanın yönlendirdiği algoritmalar dünyasında vakit geçiriyor. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in açılış dersinde dikkat çektiği "Dünya vatandaşlığı" söylemi, ilk bakışta kulağa hoş ve masum gelebilir.
Ancak bu küresel popüler kültür, kimi zaman milli kimliği, köklü değerleri ve öz bilinci yıpratan sinsi bir araca dönüşebiliyor.
Nitekim İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin paylaştığı veriler, bu savaşın somut boyutunu gözler önüne seriyor: 2026’nın ilk 7 ayında siber suçlara yönelik gerçekleştirilen 3 bin 912 operasyon, dijital mecraların ne derece stratejik bir mücadele alanı olduğunu kanıtlıyor. Verimizin, kimliğimizin ve fikrimizin bulunduğu her mecranın vatan savunmasının bir parçası olduğunu kabullenmek zorundayız.
Dijitalleşme; aile içi iletişimi, sosyalleşmeyi ve suç tiplerini değiştirdi. İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’nın belirttiği gibi, artık gençler büyüklere teknoloji rehberliği yapıyor.
Ancak bu rehberlik sadece "teknik kullanım" seviyesinde kalırsa eksik olur. Gençlerimizin siber tehditler, dolandırıcılık, taciz ve dezenformasyonla mücadele edebilmesi için teknik becerilerini milli ve manevi şuurla tahkim etmesi şart.
TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, TYB Şeref Başkanı ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas, TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala ve Dijital Vatan İletişim Koordinatörü Serdar Arseven yaptıkları konuşmada, sınırları savunmak sadece askerle değil; nitelikli yazılımla, milli medya içeriğiyle ve şuurlu gençlikle mümkün olacağına dair değerlendirmelerde bulundular.
Yunus Emre’nin, Aşık Veysel’in ya da Hacı Bayram Veli’nin temsil ettiği o kadim ruhu ve Ahi ahlakını siber dünyadaki satır kodlara işleyemezsek; dijitalleşme bizleri özgürleştirmek yerine kendi kültürümüze yabancılaştırır. Fikri içerikleri, dili ve kültürü dijital arenada üretebildiğimiz ölçüde geleceğe yön verebiliriz.
Manevi vatanını kaybeden bir toplumun, teknolojik açıdan ne kadar geliştiğinin bir önemi kalmaz. Silahınızın bile size dönebileceği bir çağda; ahlakı, kültürü ve bilinci dijital dünyanın merkezine koymalıyız.
ASBÜ Sezai Karakoç Salonu’nda başlayan bu akademi ve YÖK’e teklif edilen Kreatif Endüstriler Fakültesi gibi adımlar, Türkiye Yüzyılı’nda dijital dünyaya seyirci kalmayacağımızın, aksine o dünyada kendi değerlerimizle var olacağımızın en güçlü kanıtıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.