Gazetelerde kültür-sanat sayfası neden yok edildi?

Gazeteciliğin temel işlevlerinden biri, yalnızca olan biteni aktarmak değil; toplumun düşünce dünyasını, estetik ve ruhi yönünü beslemektir. Yıllar boyunca gazetelerin hafta sonu ekleri, kültür-sanat sayfaları ve edebiyat köşeleri, okurun entelektüel sığınağı olmuş; usta kalemlerin söyleşileri, kitap eleştirileri ve edebi eser incelemeleri toplumsal hafızayı diri tutmuştur.

Ancak bugün dönüp baktığımızda, bu sayfaların ya tamamen yok olduğunu ya da reklam ve magazin içeriklerinin gölgesinde sıkışıp kaldığını görüyoruz.

Sorumuz şu: Peki, gazete yayıncılığında kültür, sanat ve edebiyata neden yeteri kadar yer verilmiyor?

Günümüzde, dijitalleşmeyle birlikte medyanın finansal modeli ve başarı kriterleri kökten değişti. Artık bir haberin kıymeti; derinliği, getirdiği eleştirel bakış açısı veya gerçeklik değeriyle değil, elde ettiği "tıklanma", "izlenme" ve "etkileşim" sayılarıyla ölçülüyor.

Kültür ve edebiyat gibi içerikler; sansasyonel, siyasi veya magazinsel haberlerin sunduğu "hızlı tüketim" temposuna yenik düşüyor maalesef.

Bugün pek çok gazetede "kültür-sanat" başlığı altında sunulan içeriklerin önemli bir kısmı, ne yazık ki popüler kültürün ve magazin dünyasının uzantısından ibaret.

Elbette şu gerçeği de görmemiz gerek; Baskı maliyetleri artıyor gerekçesiyle fiziki gazetelerde sayfa sayıları düşürülürken, ilk feda edilen alanlar genellikle kültür-sanat ve edebiyat köşeleri oluyor. Buna ek olarak, basın kuruluşlarında "kültür-sanat servisi" kavramı neredeyse ortadan kalktı.

Ne yazık ki; Haber merkezlerinde konunun uzmanı olan, edebiyat ve sanat eleştirisi yapabilecek birikime sahip telifli yazarlar veya editörlerin yeri, ajanslardan gelen hazır bültenleri kopyala-yapıştır yöntemiyle aktaran ya da yalnızca sosyal medyadaki 'tıklanma' ve 'gündem olma' oranlarına göre içerik seçen deneyimsiz kadrolarla doldurulmaya çalışılıyor.

Kültür, sanat ve edebiyat bir toplum için oldukça önemli olduğu kadar basının da niteliğini ve kalitesini belirleyen en önemli unsurdur. Yalnızca günlük siyasi tartışmaların ve geçici gündemlerin peşinden koşan bir gazetecilik anlayışı, okuruyla yüzeysel bir ilişki kurmaya mahkûmdur.

Doğrusu yapılması gereken; Öncelikle haber ajansları, basının ana beslenme kaynağı olmaları gerçeğinden hareketle; Ajansların kültür-sanat haberciliğini yalnızca PR şirketlerinin basın bültenlerini servise koymaktan ibaret görmemesi gerekir.

Anadolu’nun dört bir yanındaki yerel değerleri, unutulmaya yüz tutmuş sanatları, nitelikli edebiyat olaylarını derinlemesine inceleyen, araştırmacı bir habercilik anlayışıyla merkeze taşımak ajansların asli görevi olmalıdır.

Diğer yandan; Basın kuruluşları, kültür-sanat servislerini ve uzman telifli yazarları yeniden bünyelerine kazandırmalıdır. Edebiyat eleştirisinin, tiyatro incelemesinin veya bir sergi değerlendirmesinin uzmanlık gerektirdiği kabul edilmeli; stajyer veya deneyimsiz kadroların kopyala-yapıştır haberciliğine son verilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Erdemir Arşivi