Genç nüfusu avantaja çevirmek

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi olarak açıklanmıştır. Bu sayı, Türkiye toplam nüfusunun %14,8’ini oluşturmaktadır.

Avrupa Birliği ortalamasının (%10,7) belirgin şekilde üzerinde olan bu oran, Türkiye’ye büyük bir demografik fırsat penceresi sunmaktadır.

Bir ülkenin geleceğe bırakacağı en büyük miras, inşa ettiği binalar veya sahip olduğu doğal kaynaklar değil; yetiştirdiği yetkin ve özgür düşünebilen insan kaynağıdır. Türkiye, nüfus yapısı itibarıyla Avrupa’nın en genç dinamizmine sahip ülkelerinden biridir.

Ancak yüksek bir genç nüfusa sahip olmak tek başına ekonomik ve sosyal bir sıçrama sağlamaz. Bu nüfusu bir "demografik avantaja" dönüştürmenin temel şartı, eğitim sistemini çağın gereksinimlerine göre yeniden kurgulamaktır.

İçinde bulunduğumuz yüzyıl, bilgiye erişimin saniyeler sürdüğü ancak bilgiyi analiz etme, eleştirel düşünme ve karmaşık problemleri çözme becerisinin ön plana çıktığı bir çağdır.

Dolayısıyla; Eğitim müfredatları, bilgiyi ezberleten değil; disiplinlerarası bağı kurabilen, bilimsel yöntemi özümsemiş bireyler yetiştirmelidir.

Bu noktada elbette iyi bir eğitim, yalnızca büyük şehirlerde ki kısıtlı bir kesimin değil; ülkenin her köşesindeki gencin hakkı olmalıdır.

Bir durum tespiti yapmak gerekirse; Anadolu'daki okulların altyapı, laboratuvar ve teknolojik donanımlarının eksiksiz olduğu söylene bilir mi?

Bu alanda ki eksiklikler giderilirken maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitimini yarıda bırakma riski taşıyan yetenekli gençlere yönelik burs, barınma ve beslenme imkânları hemen, çok kısa zamanda temin edilmelidir.

Diğer yandan, gençleri yalnızca "istihdam edilecek bireyler" olarak değil, "değer ve istihdam yaratan aktörler" olarak görmek gerekir. yetişmiş nitelikli gençlerin yurt dışında imkân arayışına girmesini engellemenin yolu, onlara liyakata dayalı adil bir çalışma ortamı, özgür bir akademik iklim ve hak ettikleri hayat standartlarını sunmaktır.

Türkiye'nin 12.7 milyonluk genç nüfusu, doğru stratejilerle desteklendiğinde sadece ülkemizin değil, bölgesel ve küresel ölçeğin de sürükleyici gücü olmaya adaydır.

Eğitimi bir maliyet değil, geleceğe yapılan en yüksek getirili yatırım olarak görmek; nitelikli, liyakatli ve vizyoner bir gençlik politikası yürütmek Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu belirleyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Erdemir Arşivi