Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Normal olanı anormal göstermek

Bir ülkede çoğunluğun inancına ait bir ay başlıyor. Sokaklar ışıklanıyor, insanlar iftar sofralarında buluşuyor, çocuklar mahyaları seyrediyor. Devlet kurumları bu aya uygun etkinlikler düzenliyor. Peki burada şaşılacak olan ne?

Son günlerde bazı yayın organlarının yaklaşımı dikkat çekici. Sanki toplumun doğal bir kültürel pratiği değil de, dayatılmış bir ideolojik hamle varmış gibi bir dil kuruluyor. “Neden bu kadar görünür?” deniliyor. “Neden kamusal alanda?” diye soruluyor. Oysa sorulması gereken başka bir soru var: Müslüman çoğunluğa sahip bir ülkede Ramazan’ın görünür olması neden garipsensin?

Burada mesele Ramazan değil. Mesele, normal olanı tartışmalı hale getirme çabasıdır. Bir ülkede Noel kutlamaları Avrupa’da doğal karşılanırken, Ramazan etkinliklerinin Türkiye’de doğal karşılanmaması nasıl bir çifte standarttır? Kültürel çoğunluğun değerlerinin kamusal alanda yer bulması demokrasinin ihlali değil, tam tersine sosyolojik bir gerçeğin yansımasıdır.

Asıl problem şu: Haber dili ile yorum dili birbirine karıştırılıyor. Bir etkinlik aktarılmıyor; ima ediliyor. Bir gelenek anlatılmıyor; sorgulanıyor. “Bu gerekli mi?” sorusu aslında “Bu meşru mu?” anlamına gelecek şekilde konumlandırılıyor.

Oysa Ramazan bu toplumun hafızasında sadece bir dini ritüel değil; aynı zamanda sosyal dayanışma, paylaşım ve merhamet ayıdır. İftar çadırları bir siyasi sembol değil, yüzyıllardır süregelen bir infak kültürünün devamıdır. Mahyalar bir propaganda değil, estetik bir geleneğin sürmesidir.

Eleştiri elbette olmalı. Kamusal harcamalar sorgulanabilir, organizasyonlar tartışılabilir. Fakat inancın kendisini ya da onun görünürlüğünü problem gibi sunmak, toplumsal barışı güçlendirmez; tam tersine kutuplaşmayı besler.

Medyanın görevi algı üretmek değil, gerçeği berraklaştırmaktır. Farklılıkları karşı karşıya getirmek değil, toplumsal zemini soğukkanlı biçimde aktarmaktır.

Ramazan’ın kamusal alandaki varlığı bir “gösteri” değil; bu coğrafyanın kimliğidir. Normal olanı anormal göstermek, ancak gerçeğin ölçüsünü kaybedenlerin tercihidir.

Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey şudur:

Her meseleyi ideolojik gözlükle değil, sosyolojik gerçeklikle okumak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi