Toplumun değişim çığlığına kulak tıkarsanız, siyaset sahnesinde erir gidersiniz. İşte CHP, tam da umutların tükendiği o kritik dönemeçte, tabanın ve seçmenin bu haklı çığlığını duymayı başardı. Parti içindeki o kronikleşmiş tıkanıklık, Özgür Özel’in liderlik koltuğuna oturmasıyla birlikte yerini yepyeni bir dalgaya bıraktı.
Özgür Özel’in genel başkanlığa gelişi, sadece bir isim ya da koltuk değişimi değildi; CHP’nin üzerindeki o yıllanmış ölü toprağının atılmasıydı. Yıllarca seçim kaybetmenin getirdiği o sinik, "Nasıl olsa kazanamayacağız" diyen karamsar hava, Özel’in getirdiği dinamizmle yerini uzun süredir kayıp olan "kazanma inancına" bıraktı.
Özel, partiyi Ankara’nın koridorlarından, kendi içine kapalı kısır kurultay polemiklerinden çıkardı. Siyasetteki genç, dinamik ve kapsayıcı dil, Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni soluğu getirdi. CHP, yıllardır üzerine yapışan ve rakipleri tarafından bir silah gibi kullanılan "statükocu" algısını Özgür Özel döneminde yıktı.
En önemlisi de, bu yeni liderlik anlayışı CHP’yi sadece "itiraz eden" bir muhalefet partisi olmaktan çıkarıp, "yönetmeye hazır" alternatif bir iktidar odağı haline getirdi. Özgür Özel, değişimin sadece bir slogandan ibaret olmadığını; cesaretle, doğru stratejiyle ve halka güvenerek nelerin başarılabileceğini tüm Türkiye’ye kanıtlamış oldu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.