Aysel Ayşe Aygün Özer
Proje ödevi mi, ebeveyn performansı mı?
Okullarda verilen proje ödevleri artık pedagojik bir araç olmaktan çıkıp, neredeyse aile performans yarışına dönüşmüş durumda. Çocukların yapması gereken çalışmalar, çoğu zaman anne babaların elinden çıkıyor. Üstelik bu durum gizli de değil. Bazı projeler o kadar kusursuz, o kadar “vitrinlik” görünüyor ki; ilkokul çağındaki bir çocuğun ürünü olmadığı ilk bakışta anlaşılıyor.
Burada temel soru şu:
Notu kim alıyor? Çocuk mu, ebeveyn mi?
Proje ödevi, öğrencinin araştırma yapma, problem çözme, planlama ve üretme becerisini geliştirmek için vardır. Ancak uygulamada iki ciddi sorun ortaya çıkıyor:
1. Kırtasiye Yükü ve Ekonomik Gerçeklik
Fon kartonları, eva süngerler, silikon tabancaları, özel baskılar, maket malzemeleri… Liste uzayıp gidiyor. Bugün kırtasiye fiyatlarının geldiği nokta ortadayken, her proje döneminin aile bütçesinde ayrı bir kalem oluşturduğu inkâr edilemez. Üstelik yapılan birçok çalışma birkaç gün sergilenip ardından çöpe gidiyor.
Kamusal eğitim, aile bütçesine ek yük bindirmemelidir. Devlet okulunda verilen bir ödev, ekonomik eşitsizliği görünür hâle getirmemelidir. Oysa bugün bazı sınıflarda projeler adeta sosyoekonomik göstergelere dönüşmüş durumda. Malzeme zenginliği, not avantajına evriliyor.
2. Pedagojik Sapma
Çocuk projeyi yapmıyor; proje çocuk üzerinden yapılıyor.
Anne baba gece oturup maket hazırlıyor, tasarım yapıyor, yazıları bilgisayarda düzenliyor. Çocuk ertesi gün sınıfa götürüyor ve not alıyor.
Bu, öğrenme değil temsildir.
Oysa proje temelli öğrenme; süreci merkeze alır, sonucu değil. Çocuğun elinin yapışkanla kirlenmesi, ölçüyü şaşırması, keserken yamultması değerlidir. Çünkü öğrenme kusurla başlar. Kusursuz maket pedagojik başarı değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın burada bakması gereken yer tam olarak burasıdır:
Projeler gerçekten öğrenme üretiyor mu, yoksa ev içi performans baskısı mı?
Peki Ne Olmalı?
Okul İçi Üretim Modeli:
Projeler evde değil, okulda yapılmalı. Öğretmen rehberliğinde, okulun sağladığı temel malzemelerle. Böylece eşitsizlik azalır.
Malzemesiz Projeler:
Sunum, gözlem, deneyim ve sözlü anlatım temelli çalışmalar artırılmalı. Bir bitkinin büyüme sürecini gözlemlemek, bir aile büyüğüyle röportaj yapmak, mahalledeki bir sorunu tespit etmek… Bunlar kartondan daha öğreticidir.
Süreç Değerlendirmesi:
Son ürüne değil, çocuğun sürece katılımına not verilmeli.
Ekonomik Hassasiyet:
Kamusal eğitim, gösteriş üretmemeli; fırsat eşitliği üretmelidir.
Sayın milli eğitim bakanı Yusuf Tekin’in ve eğitim bürokrasisinin asli görevi; dini veya kültürel tartışmaların ötesinde, sınıf içindeki gerçek uygulamaları denetlemek olmalıdır.
Eğitim kalitesi; törenlerle değil, sınıftaki pedagojik doğrulukla ölçülür.
Bir proje ödevi, çocuğun özgüvenini artırmalı; aileyi yarışa sokmamalıdır.
Bir ödev, öğrenmeyi derinleştirmeli; bütçeyi zorlamamalıdır.
Ve en önemlisi, not; emeğin sahibine ait olmalıdır.
Eğitim sisteminin başarısı, vitrinde duran maketlerle değil; gerçekten öğrenen çocuklarla anlaşılır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.