Fatih Güler
Sevgiyi özde yaşayalım
Tekrar merhaba değerli okurlar. Hatırlanacağı üzere ilk yazımın konusu sevgi idi.
Aklımın erdiği, gönlümün elverdiği ve elimin tuttuğu kadar sevgi üzerinde devam etmek istiyorum.
Sevgiler saygıyla büyür, saygıda sevgiyle yeşerir. Sevginin önüne hiçbir özel gün geçmemeli ve bu günler özel gün değil, kurgulama günleridir. Mesela Sevgililer Günü
Hazreti Havva’nın Hazreti Ademle insanlık çağını başlatmasının yanında, Hazreti Hatice’nin Peygamber Muhammed’e evlilik teklifi etmesinin zarifliğinde, Fikriye’nin Atatürk’e sevdasının tadında, romanlardaki sevdaların destanı, Engelli bireyin kara sevdasını her gün beklemesinin yanında sevgililer günü nedir ki.
Yanındaki engelli birey evladının salyasını içmesinin, Engelli birey annenin evladına bakmasının yanında anneler günü nedir ki.
Evine tek ekmek götürmek için alın teri içmesinin yanında, şehit evladının acısını vatan sağ olsun adamlığında babalar günü nedir ki.
Sokak hayvanların insanlara korku sardığı sözde hayvan severler ver belediyelerin umursamazlığında hayvanlar günü nedir ki.
İnsan gibi insan olmayanların ve hayvanlara verilen değerler kadar değer verilmeyen, sadece dilleriyle sevgi gösterilen, arkasından oyun oynanan, hisleri anlamak istenilmeyen, her türlü iyilikleri görmezlikten gelinen, onları hep her şeyiyle görmezden gelenin, her şeyde hep arka plana atılan, onlara her şeyde ve her türlü şeytanca davranan, onları seviyormuş gibi gösterip nefret ederek kişilik yoksunu olan, onların her türlü hakkını afiyetle yiyen, onları tahrik ve tehdit eden, onlara veya onlar üzerinden şantaj yapan, onların her türlü zayıflığından faydalanan veya faydalanmaya çalışan, engelli dünyasından devrim yaratan, onların hiçbir sözünü hesaba katmayan, onlara her türlü insan kılıklı tarafından her türlü kötü davranılan, Engelli birey yanında engelli günü ve haftası nedir ki.
Huzur evine yatıran, dayak atan, her şeyde yalnız bırakan, iki laf etmeyen, saygıdan yoksun olan, halim ne olacak diye düşünmeden vefadan bihaber olduğunca yaşlılar haftası nedir ki.
Her gün öldürülen ve her türlü haksızlığa uğrayıp darbe yiyenler olduğunca öğretmenler günü ve buna benzeyen günler nedir ki.
Yukarda saydıklarımın tek ortak özellikleri, sevgiyi özde değil, sözde yaşayanlardır.
Sevgilerini özde yaşayanlar sevgi defterine yazıp yazdırıyorlar zaten.
Bazılarına ise menfaat, maddi, korku, güç ve şeytan silgisi sildiriyor sevgi defterinden.
Geçen hafta sevgi dolu bacımın bana ithaf yazdığı sevgi dolu şiirini sizlerle paylaştıydım.
Bu yazımda da, sevgi dolu ablamın bana ithaf yazmış olduğu sevgi dolu şiirini paylaşıyorum.
Sevgiler sözde değil, özde yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması umudumla sevgiyle kalın sevgili okurlar.
GURBANE OY
Can tende rahata ermez oldu bak
Nasıl gülsün bu ablan gurbâne oy
Zalim gurbet geçiş vermez oldu bak
Nerden bulsun bu ablan dermâne oy...
Senin gibi gardas çok zor bulunur
Yüreğim bin naçar candan sökülür
Can parçam gitti de boynum bükülür
Yine uymaz bu ablan zamâne oy
insan pazarında pazar eyledim
Şakıyıp söyledim, hiçe neyledim
Vurdum sazımın teline söyledim
Bitmez derdi bu ablan dumâne oy
Fatihim seni hiç unutmam asla
Ruhuma devreder kurutmam asla
Gönlünü hoş eder darıltmam asla
Gönlündeki bu ablan sermâye oy
Hasreti dertlendi kendi halince
Şükrettim nice cahili görünce
Sazı alıp dertli dertli vurunca
Daldı birden bu ablan ummana oy.
Şiir Hasreti
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.