Aysel Ayşe Aygün Özer
Vitrin Okullar ve Gerçekler
Milli Eğitim Bakanlığı raporlarında her şey planlı, programlı ve ideal görünebilir. Tanıtım videolarında modern laboratuvarlar, akıllı tahtalar, spor salonları ve atölyeler vardır. Fakat sahaya indiğinizde tablo çoğu zaman farklıdır.
Devlet okullarının önemli bir bölümünde fen laboratuvarı ya hiç yoktur ya da semboliktir. Cam dolapta kilitli birkaç deney tüpü, kullanılmayan bir mikroskop ve tozlanan bir deney masası… Oysa fen eğitimi, izleyerek değil yaparak öğrenilir.
Sanat odaları?
Resim atölyeleri?
Müzik sınıfları?
Birçok okulda ya yoktur ya da “çok amaçlı oda” adı altında depoya dönüşmüştür. Çocukların hayal gücünü geliştirecek alanlar, fazlalık eşyaların istiflendiği mekânlara dönüşürken; biz hâlâ “nitelikli eğitim” cümlesini tekrar ediyoruz.
Bizim çocukluğumuzda el sanatları dersleri vardı. Halı dokuma, ahşap boyama, üretmeye dayalı çalışmalar… Çocuk bir şey yapar, ortaya bir eser koyar, emeğin somut karşılığını görürdü. Şimdi birçok okulda üretim kültürü yerine test çözme kültürü hâkim.
Spor alanları da benzer durumda. Okul giriş katlarında planlanan alanlar ya yeterince donanımlı değil ya da fiilen kullanılmıyor. Spor salonu tabelası var; ama içeride spor yok. Çocuk enerjisini atacak alan bulamıyor. Hareketsiz, ekran bağımlısı ve stresli bir kuşak yetişiyor.
Buradaki temel sorun şu:
Politika, birkaç örnek okul üzerinden inşa ediliyor. Oysa eğitim sistemi ortalamayla ölçülür, vitrinde duran istisnalarla değil.
Yusuf Tekin ve bürokrasisi, örnek projeleri değil; Anadolu’daki sıradan devlet okulunu esas almalıdır. Gerçek fotoğraf oradadır. Bir bakanlık politikası, en güçlü okula göre değil, en zayıf okula göre planlanmalıdır. Aksi halde eşitsizlik derinleşir.
Eğitim yalnızca müfredat değildir.
Eğitim mekândır.
Eğitim imkândır.
Eğitim ortamdır.
Fen laboratuvarı olmayan bir okulda bilim sevgisi soyut kalır.
Sanat atölyesi olmayan bir okulda estetik bilinç gelişmez.
Spor alanı işlemeyen bir okulda disiplin ve takım ruhu zayıflar.
Eğer gerçekten güçlü bir nesil yetiştirmek istiyorsak, ideolojik tartışmalardan önce fiziki altyapıyı konuşmalıyız. Çocukların aklını, bedenini ve estetik yönünü aynı anda beslemeyen bir sistem, eksik kalır.
Soru basit:
Türkiye’de her devlet okulunda çocuklar eşit imkânlara sahip mi?
Cevap tereddütsüz “evet” olana kadar, eğitimde başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.