Zafer Çam
Ya Musa’nın safındasın ya Firavun’un
Hayat dediğin şey, romantik sözlerle süslenmiş bir yolculuk değil; acımasız bir saflaşma alanıdır.
Herkesin maskesi er ya da geç düşer.
Kimin nerede durduğu, hangi tarafta saf tuttuğu ortaya çıkar.
Ve bu dünyada kimse doğduğu yerin, ailesinin ya da geçmişinin arkasına saklanarak kurtulamaz.
Tarih bunun örnekleriyle dolu. Musa’nın karşısında sihirbazlık yapanlar, bir hakikat anında başlarını ortaya koyup şehadeti seçtiler.
Aynı dünyada, yıllarca ilimle anılan, “Allah dostu” diye bilinen Be’lam Bin Baura gibi isimler, bir çıkar uğruna savrulup gittiler.
Demek ki mesele başlangıç değil; sonunu nasıl getirdiğin.
Adem’in oğlu olup da kardeşinin kanını döken Kabil gerçeği ortada. Kan bağı seni yüceltmez; eğer içindeki karanlığı dizginleyemiyorsan, en kutsal evde bile yetişsen sonuç değişmez.
Aynı şekilde Yusuf’u kuyuya atan kardeşlerin hikâyesi…
Haset, insanı kardeşine düşman edecek kadar çürütür.
Saraylar…
Kimi için ihtişam, kimi için çürüme. Musa sarayda büyüdü ama zalimin karşısında dimdik durdu.
Aynı düzenin içinde ezilenler vardı, boyun eğenler vardı.
Ve zindanlar…
Orası çoğu insan için sondur; ama Yusuf çin bir direniş alanına dönüştü.
Demek ki mekân değil, duruş belirleyici.
Hz. İbrahim babasını imana getiremedi.
Hz. Nuh’un oğlu olmak kurtarmadı. Hz. Lut’un eşi olmak da.
Ama zulmün merkezinde yaşayan Asiye inancıyla zirveye çıktı.
Bu kadar net: Aynı çatı altında biri cenneti, biri cehennemi seçebilir.
Konforunu terk edip mağaraya sığınan Ashab-ı Kehf, hakikati saraylara tercih etti.
Çünkü bazen kaçmak, aslında en büyük direniştir.
Bazen de kalıp mücadele etmek gerekir.
Ve en keskin çizgi…
Zulüm karşısında saf tutma meselesi.
Bir tarafta iktidar hırsıyla her şeyi meşrulaştıran Yezid, diğer tarafta hakkı eğip bükmeyen Hz. Hüseyin.
Bu sadece bir tarih olayı değil; her çağda yeniden kurulan bir denklem.
İşte hayatın gerçeği burada yatıyor:
Kim olduğun değil, kime dönüştüğün önemli.
Nerede başladığın değil, nerede saf tuttuğun belirleyici.
Çünkü bu dünyada tarafsızlık diye bir şey yok.
Ya hakikatin yanındasın ya da onun karşısında.
Ve en sert hakikat şudur: İnsan, niyetleriyle değil, tercihlerinin sonuçlarıyla yargılanır.
Hayat tarafsız kalana yer bırakmaz.
Ya hakikatin yanındasın ya da karşısında.
Arası yok.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.