İsmet TAŞ
Bir damla petrol, bir damla kan…
Bugün dünyada ki olayları dikkatli bir şekilde incelediğimizde, gözlemlediğimizde veya analiz ettiğimizde ortaya çıkan gerçek hem korkutucu hem ürkütücü hem de ciddi şekilde kaygı verici. Bir damla petrol, bir damla kandan daha üstün. Enerji savaşının alabildiğine alevlendiği şu günlerde, insan değerinin zerre kadar kıymeti olmadığı gerçeğini fark edelim.
Eskiden eşkıyalar vardı. Hangi köye ne zaman saldıracakları belli olmaz, bu yüzden de bütün köyler diken üstünde olurlardı. Bugünün eşkıyaları ise tam anlamıyla emperyal güçler. Ne zaman nereye veya kime, hangi devlete saldıracakları belli değil. Şimdilik en önemli belirleyici unsur Petrol. Bundan dolayı bütün devletler tedirgin bir bekleyiş içeresinde. “sıra bize ne zaman gelecek” korkusu içindeler.
Hele bir de geri kalmış ve bütün kurumlarınızla dışa bağımlı haldeyseniz vay halinize! Hiçbir şekilde hayat hakkı yok size. Üstüne üstlük petrolünüz varsa hepten gittiniz.
Geçmiş on yıllarda bu tür işler gizli saklı yapılırdı. Önce devletlerin altı oyulur sonra tek kurşun atmadan işgal edilir, emperyal güçlerin adamları o devletin bütün organlarında yer alırlardı. Buna da uluslararası toplantılarda karar verilirdi. Yalta konferansı, Bilderberg toplantısı gibi. Buralarda üç süper güç, (ABD, Çin, Rusya) dünyayı kendi aralarında paylaşırlar, kimse kimsenin hakimiyet alanına girmezdi.
Şimdikilerin eşkıyaları hiçbir sınır ve hukuk tanımaksızın, istedikleri ülkeyi işgal ediyorlar, istedikleri ülkeye saldırıyorlar, istedikleri ülkeye el koyuyorlar veya istedikleri ülkede kaos çıkartabiliyorlar.
Günümüzün öne çıkan eşkıyası hepimizin bildiği ABD…
Çin ve Rusya sessiz sedasız (güya) kendi çevrelerindeki parsaları toplarken, ABD işi biraz daha ileri götürerek kendisini dünyanın efendisi ilan ediverdi. Venezüella’yı aldım, sırada Grönland ve İran var. Afganistan’ı, Suriye’yi, Irak’ı kendi toprağı olarak görüyor. Hatta neredeyse bütün Orta Doğu’yu.
Düşünebiliyor musunuz, İran’ı karıştırdığını açık açık söyleyebildiği gibi bir tık daha ileri giderek, ortalığı yangın yerine çevirenlere karşı sakın güç kullanmayın, kullanırsanız müdahale ederim tehdidini savurmaktan geri durmuyor. Müdahale için bahane aradığını da saklamıyor.
Tuhaf olan ise, ABD nin bu hak, hukuk tanımaz tavrını gerek ülkemizde gerekse başka ülkelerde, destekleyen alkışlayan, “gel ne olur bize de demokrasi getir” diyen insanların sayısı az değil.
Elbette her yazımızda olduğu gibi bu yazımızda da biz olayların neresindeyiz veya neredesin de olmalıyız soruna cevap vermemiz gerekiyor. Ülkemiz ve insanımız için.
Tabi ki, doğrunun, hakkın ve gerçeğin yanında olmalıyız. Özellikle de bizi yakinen ilgilendiren konularda. Suriye de, Irak ta, İran da olan olaylar bizi herkesten çok ilgilendirmektedir. Buraların güvenliği bizim güvenliğimiz demektir. Irkdaş ve dindaş olmamızın yanı sıra buralar bizim topraklarımızın devamıdır. Burada çıkan bir yangının, bizi de saracağı gerçeğini asla unutmamamız gerekir.
Özellikle İran. İran’ın diğer ülkelerden ayıran özelliği, dünya da en çok Türk’ün yaşadığı Türkiye’den sonra ikinci ülke. Her ne olursa olsun, komşularımızın istikrar içinde olması bizim için son derece önemli. ABD nin bu aymaz durumu karşısında tavrımızı net koymalı ve İran’ın yanında olmalıyız. Hiçbir ülke, hiçbir ülkenin içişlerine karışamaz, karışmamalıdır. Uluslararası hukukun çiğnenmesine asla izin verilmemelidir. İran’ın sıkıntıları, sorunları kendilerini ilgilendirir. Bir ülkenin içişlerine karışmak veya müdahale etmek en basit deyimi ile uluslararası hukukun ihlalidir.
Ve dikkat edelim, gözlerimizi dört açalım, güçlü isek daha güçlü olalım. Ülkemizin savunma gücüne güç katalım. Bizde bu eşkıyalar gerek gezi eylemleri ile gerekse 15 Temmuz darbe girişimi ile iki kez denediler. Vazgeçmeyecekler tekrar deneyecekler.
Çünkü; “EŞKİYA DÜNYAYA HAKİM OLMAYA ÇALIŞIYOR”…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.