Belirti vermeden gelen tehlike

Sevgili Ankara Ulus Gazetesi okurları sizinle kalp sağlığımız üzerine sohbet etmek isterim. Kalp krizi geçirip, anjiyo ile damarları açılamayan sonunda bypass ameliyatı olmak zorunda kalan bir kardeşiniz olarak.

Evet gerçekten sessiz tehlike diyerek geçiştirmek işin en kolay tarafı galiba. Farkında olmadan belirtileri görmemezlikten geliyoruz çoğu zaman. Bana bir şey olmaz demeyin lütfen belirtileri dikkate alarak bir doktora mutlaka görünün derim size naçizane böylesine büyük bir badireyi atlatmış birisi olarak.

Son günlerde oyuncu Ece İrtem'in yaşadığı sağlık sorununun ardından "sessiz kalp krizi" kavramı yeniden gündeme geldi. Kalp krizini çoğumuz göğsü sıkıştıran şiddetli ağrı, nefes darlığı ve ani fenalaşma ile ilişkilendiriyoruz. Oysa bazı kalp krizleri, bu klasik belirtileri göstermeden gerçekleşebiliyor. Tıp dünyasında "sessiz miyokard enfarktüsü" olarak adlandırılan bu durum, fark edilmediği için çok daha büyük riskler taşıyor.

Sessiz kalp krizlerinde kişi bazen sadece hafif bir yorgunluk, hazımsızlık hissi, mide yanması, sırt veya çene ağrısı yaşayabiliyor. Hatta bazı kişiler yaşadıkları belirtileri günlük stresin, uykusuzluğun veya mevsimsel bir rahatsızlığın sonucu sanarak önemsemiyor. Ancak kalp kasında meydana gelen hasar, belirtilerin hafif olması nedeniyle daha az ciddi anlamına gelmiyor.

Özellikle diyabet hastalarında, ileri yaştaki bireylerde ve kadınlarda sessiz kalp krizlerinin daha sık görüldüğü biliniyor. Diyabetin sinir uçlarında oluşturduğu hasar nedeniyle ağrı hissi azalabiliyor ve kişi kalp krizi geçirdiğini fark etmeyebiliyor. Bu nedenle risk grubundaki bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini aksatmaması büyük önem taşıyor.

Peki nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle, birkaç dakika içinde geçmeyen veya tekrarlayan göğüs baskısı hissi ciddiye alınmalı. Bunun yanında açıklanamayan nefes darlığı, ani yorgunluk, soğuk terleme, mide bulantısı, çene, boyun, omuz veya sırt bölgesine yayılan rahatsızlık hissi de kalp kaynaklı olabilir. Özellikle bu belirtiler fiziksel eforla ortaya çıkıyor ve dinlenince hafifliyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Kalp krizinin önlenmesinde ise değişmeyen bazı temel kurallar var: Sigara kullanmamak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, tansiyon ve kolesterol değerlerini kontrol altında tutmak, diyabet tedavisini ihmal etmemek ve düzenli sağlık kontrollerini sürdürmek.

Unutmamak gerekir ki kalp hastalıkları çoğu zaman yıllar içinde gelişir. Vücudumuz bazen yüksek sesle alarm verir, bazen de sessizce yardım ister. Sessiz kalp krizleri, işte bu ikinci durumun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu nedenle alışılmadık belirtileri görmezden gelmemek, "nasıl olsa geçer" dememek ve gerektiğinde uzman görüşü almak hayat kurtarabilir.

Kalp sağlığında en büyük risk, bazen hastalığın kendisi değil, onu fark edememektir. Lütfen bir kardeşiniz olarak sizlere tavsiyem geçer demeyin, geçmiyor, aman bir şey olmaz doktora sonra giderim demeyin hemen gidin ki sevdiklerinizi üzmeyin.

Evet Cenab-ı Allah’ın verdiği bir ömür var. Ne kadar yaşayacağız bilmiyoruz ama biz tedbirimizi alıp, kontrollerimizi yaptırırsak daha sağlıklı bir hayat sürmememiz için hiçbir neden yok. Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi