Gençlik nereye koşuyor?

Sevgili Ulus Gazetesi okurları günümüzde gençliğin geldiği nokta hiç iç açıcı değil maalesef. Birçoğuna şöyle bir bakıyorum umursamaz, vurdumduymaz ve bana necilik almış başını gidiyor.

Bu gidişat nereye onu bilmiyorum ama aileler çocuklarının sesine kulak vermez ise kayıp bir nesil bizi bekliyor. Çünkü üniversite okuyanından tutun da lise öğrencileri bile gelecekten umutlu değil.

Tabii, günümüz gençliğinin ruh halini ve bu "mutsuzluk" etiketinin altındaki gerçekleri ele alan, biraz iğneli ama anlamaya çalışan bir köşe yazısı taslağı hazırladım.

Görünürlük Çağının Görünmez Kederi: Gençler Neden Mutsuz?

Son yıllarda nereye baksak aynı manşet: "Z kuşağı mutsuz." İstatistikler, anketler ve sosyal medya akışları hep aynı gri tabloyu boyuyor. Peki, ellerinde dünyayı taşıyan, her bilgiye saniyeler içinde ulaşan ve tarihin en "bağlantılı" dönemini yaşayan bu gençler neden yüzlerini bir türlü güldüremiyor?

Aslında cevap, tam da bu "her şeye sahip olma" illüzyonunda gizli.

1. Kıyaslama Bataklığı ve Dijital Vitrinler

Eskiden kendimizi mahalledeki akranlarımızla kıyaslardık. Şimdi ise her genç, sabah uyandığında elindeki telefonla Los Angeles’taki bir influencer’ın lüks hayatıyla ya da Seul’deki bir akranının kusursuz cildiyle yarışıyor. Sürekli bir "yetersizlik" hissi. Herkesin en mutlu, en şık ve en başarılı anlarını sergilediği bir dünyada, kendi sıradan dertlerinle baş başa kalmak modern bir işkenceye dönüşüyor.

2. Belirsizliğin Ağırlığı

"Oku, iş bul, emekli ol" formülü artık çalışmıyor. Gençler, sadece ekonomik krizlerle değil; iklim krizi, yapay zekanın meslekleri ele geçirme ihtimali ve her an patlak verebilecek küresel kaoslarla dolu bir geleceğe bakıyorlar. Eskiden gelecek bir "umut" kapısıyken, şimdilerde daha çok aşılması gereken bir engel gibi görünüyor.

3. "Mükemmel" Olma Zorunluluğu

Günümüz dünyası vasatlığa tahammül etmiyor. Bir gencin sadece hobisi olması yetmiyor; o hobiden para kazanması veya o konuda "içerik üreticisi" olması bekleniyor. Dinlenmek bile artık "verimlilik" adı altında bir performansa dönüştü. Ruhlar, bu bitmek bilmeyen rekabetin ve "kendini gerçekleştirme" baskısının altında eziliyor.

4. Bağlantı Var, Temas Yok

Binlerce takipçisi olup da derdini anlatacak tek bir dostu olmayan bir nesilden bahsediyoruz. Ekranlar bizi dünyaya bağlarken, yanı başımızdaki insandan kopardı. Yalnızlık, dijital gürültünün içinde sessizce büyüyen bir salgın gibi yayılıyor.

Sonuç Olarak: Gençlerin mutsuzluğu bir "şımarıklık" değil, bir uyum sağlama çabasıdır. Onlara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, bazen sadece "Anlıyorum, zor bir dönemden geçiyorsun" diyebilmek gerekiyor. Belki de çözüm, daha fazla teknoloji veya daha fazla başarıda değil; biraz durmakta, birbirimize gerçekten dokunmakta ve "yeterli" olduğumuzu kabul etmekte saklıdır.

Sizce bu mutsuzluğun asıl kaynağı dış dünyadaki kaos mu, yoksa iç dünyamızdaki o dinmek bilmeyen kıyaslama arzusu mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp Kara Arşivi