Aysel Ayşe Aygün Özer

Aysel Ayşe Aygün Özer

Ruhunu kaybeden bir tercüme: İstiklal Marşı’nın "dili" kimliğidir

​Bir milletin hafızası, o milletin sadece tarihinde değil, o tarihi anlatan kelimelerin tınısında gizlidir. Bazı metinler vardır ki, onlar sadece birer "metin" değil, bir ulusun varoluş belgesidir. Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşı, tam da böyle bir eşiktedir. Son günlerde bu milli mutabakat metninin Arapça olarak seslendirilmesi, basit bir "tercüme" meselesi değil, bir kimlik aşınması sancısıdır.

​Anlam mı, Aidiyet mi?

​Bir şiiri başka bir dile çevirebilirsiniz; bu edebi bir çabadır. Ancak bir milli marşı, devletin resmi törenlerinde veya sembolik alanlarda orijinal dilinden koparmak, o marşın temsil ettiği bağımsızlık karakterine aykırıdır. İstiklal Marşı, yazıldığı dönemin ruhuyla, Türkçenin o dönemki vakarıyla ve bu toprakların insanına doğrudan hitap eden "Korkma!" nidasıyla bir bütündür. Bu nidayı başka bir dilin kalıplarına hapsettiğinizde, o marş artık Türk milletinin ortak paydası olmaktan çıkar, belirli bir grubun ideolojik tercihi haline gelir.

​Yapılmak İstenen Ne?

​Sorgulamamız gereken asıl soru şu: Zaten anlaşılan ve her kelimesiyle kalplerde karşılık bulan bir metni, neden başka bir dille yeniden tanımlamaya çalışıyoruz?

​Evrensellik mi? Milli marşlar evrensel değil, millidir. Dünyanın her yerinde saygı görürler ancak kendi dilleriyle icra edilirler.

​Dini Bir Vurgu mu? Akif zaten İslam’ın ruhunu, ezanı ve şehadeti marşın içine ilmik ilmik işlemiştir. Onu Arapçalaştırmak, marşa "daha fazla kutsallık" katmaz; aksine onun milli bir marş olma vasfını zayıflatır.

​Sonuç Olarak

​İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Bu tapunun dili Türkçedir. Onu farklı dillerin içine çekmeye çalışmak, bir nevi "kültürel yabancılaştırma" operasyonudur. Milli değerler, üzerinde deney yapılacak veya siyasi mesaj verilecek laboratuvar araçları değildir.

​Bugün "Arapça okundu" diye geçiştirilen bu durum, yarın milli kimliğin temel taşlarının yerinden oynamasına kapı aralar. Unutulmamalıdır ki; dili değişen bir marşın, zamanla ruhu da değişir. Ve biz, o ruhu 1921’de Sakarya’nın kıyısında, cephenin tam ortasında kazandık. Başka bir dilde o ruhu bulamazsınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aysel Ayşe Aygün Özer Arşivi