Sende gel vatandaş kura ile umreye

“Duyduk duymadık demeyin” diye başlıyor mesele.

Çünkü duyulması gereken bir şey var:

Müşterileri arasında çekilişle umre düzenliyormuş.

Evet, yanlış okumadınız.

Kura çekiyor; kazanan kutsal topraklara gidiyor.

Umre, artık ibadet değil, kampanya ödülü.

Sadakat puanı, müşteri memnuniyeti, promosyon…

İnsan soruyor ister istemez:

Biz ne ara bu noktaya geldik?

Bir tarafta Kur’an’ın açık hükmü var: fal oku kumar haramdır.

Diğer tarafta “niyet önemli” diyerek her şeyi meşrulaştıran bir anlayış.

Fal okuyla çekiliş yapan bir kurumun eliyle yapılan ibadet, hangi vicdanı rahatlatıyor?

Bugün Müslümanlık, içi boşaltılmış bir kavrama dönüştürüldü.

İçerik değil, görüntü önemli.

Teslimiyet değil, konfor esas.

Kur’an rehber değil, gerektiğinde açılıp kapatılan bir aksesuar.

Umre; iman edenlerin, Allah’a yaklaşmak için çıktığı bir yolculuktur.

Reklam afişi değildir.

Kura hediyesi değildir.

Fal okuyla beslenen sistemlerin vitrin süsü hiç değildir.

Ama biz ne yapıyoruz?

“Bizi götürüyor ama niyetim temiz” diyerek kendimizi avutuyoruz.

Allah’ın haram kıldığı bir sistemle temas edip, sonra Allah’ın evine misafir olmayı normalleştiriyoruz.

Bu bir çelişki değil mi?

Allah, razı olmadığı amellerle yapılan ibadetlerden razı olmaz.

Kul memnun olabilir, çevre alkışlayabilir, sosyal medyada paylaşımlar yapılabilir.

Ama mesele Allah rızasıysa, ölçü nettir.

İslam bir teslimiyet dinidir.

“Burası zor, şurası çağ dışı” denilerek budanacak bir din değildir.

Peygamberin örnekliği, şartlara göre eğilip bükülen bir hayat değildir.

Bugün toplum olarak yaptığımız şey tam da bu: Yaşam biçimlerimizi dine uydurmaya çalışıyoruz.

Dini hayatımıza değil, hayatımızı dine göre şekillendirmemiz gerekirken…

Din parçalara bölünmez.

Bir kısmını alıp, zor geleni görmezden gelerek Müslüman olunmaz.

Ya hepsi kabul edilir ya da kişi kendisiyle yüzleşir.

Soruyorum: Kur’an hayatınızda gerçekten var mı?

Yoksa sadece duvar süsü mü?

Sözde mi rehber, özde mi?

Hani demişler ya: Deveye sormuşlar, “Boynun neden eğri?”

“Benim nerem doğru ki?” demiş.

Bugün Müslümanların hâli de bundan farklı mı?

İbadet var ama teslimiyet yok.

Söz var ama duruş yok.

Şekil var ama ruh yok.

Fal okuyla, çekilişle umreye götürüyor.

Ve kimse durup “Bir dakika” demiyor.

İşte asıl problem burada.

Sorun fal okunda değil sadece. Sorun, buna itiraz etmeyen anlayışta.

Kur’an’ın emrine değil, kendi yaşam tarzına göre dini eğip büken zihniyette.

Bu bir kampanya değil. Bu bir aynadır.

Ve o aynada gördüğümüz şey, hiç de hoş değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi