Eşkıya ABD iş başında

ABD lideri Donald Trump dünya liderlerine mesaj mı verdi.

Bir gecede bakın sizleri ordularınızın önünde köşklerinizden, saraylarınızdan, makamlarınızda alırım mı dedi.

Dünyanın gözü önünde bir Ülkenin devlet başkanını paketleyip götürdüler.

Dünyanın eşkıyası benim diyor.

Şeytan ABD yine iş başında.

Ve ne gariptir ki hâlâ ondan iman bekleyenler var.

Hâlâ “bize bir şey olmaz” diyenler…

Hâlâ kapısını kilitlemeden uyuyanlar…

Oysa tarih defalarca gösterdi:

Kapını sağlam tutmazsan, kendi gücüne değil başkalarının vaatlerine yaslanırsan, sonun kaçınılmaz olur.

Dün seni ayakta alkışlayanlar, bugün ilk taşı atanlar olur.

Dün adını slogan yapanlar, bugün adını silmek için yarışır.

Meydanları inletenler nereye gitti?

Heykelleri sökülenler, resimleri indirilenler daha dün “vazgeçilmez” değil miydi?

Ne değişti?

Değişen şey güç değil, sadakat hiç değildi zaten.

En büyük yanılgı şudur: “Bizimkiler satmaz.”

Satarlar.

Hem de en kritik anda, en sessiz şekilde, arkandan kapıyı kilitleyerek satarlar.

Dost dediğin yandaşlar, partililer, çıkar ortakları…

İlk rüzgârda yön değiştirirler.

Şeytan iktidarı devralırken, onlar sadece saf değiştirir.

Ve sormak gerekir: İçeriden hainler olmasa, hiçbir dış güç bunu başarabilir miydi?

Yabancı bir ülkenin askerleri nasıl olur da başka bir ülkenin başkentine girer?

Nasıl olur da bir devlet başkanını ve eşini evlerinden alıp götürür?

Üstelik tek kurşun atmadan.

Hani nerede bunun koruma ordusu.

Tereyağından kıl çeker gibi.

Bu bir askerî başarı mı sanıyorsunuz?

Hayır.

Bu bir iç teslimiyet hikâyesidir.

Venezuela’da denendi.

Afganistan’da yapıldı.

Irak’ta sahnelendi.

Libya’da final oynandı.

Hepsi birbirine benziyor.

Senaryo aynı.

Oyuncular değişiyor.

Saddam Hüseyin güçlüydü diyenler vardı.

Muammer Kaddafi halkın lideriydi diyenler vardı.

Peki sonları?

Daha mı az trajikti?

Yoksa asıl trajedi, “bizden olanlar”ın en kritik anda sırtını dönmesi miydi?

İçinizde yarını okuyabilenler mutlaka vardır.

Benim aklım hâlâ şu noktada duruyor: Bir ülke, kendi içindeki çürümeyi görmezden gelirse, en gelişmiş ordulara da sahip olsa kurtulabilir mi?

Kim ABD’ye güvenirse, sonu neden hep birbirine benzer?

Dün Şeytan “amcasının yanında” olanlar, bugün devletin içinden elleri kelepçeli şekilde alınıyorsa bu sadece dış güçlerin başarısı mıdır?

Yoksa yıllarca biriken ihanetin doğal sonucu mudur?

Asıl tehlike dışarıda değil.

Asıl tehlike, aynaya bakınca göremediğimiz yerde.

Şeytan ABD kapıyı zorlamaz.

İçeriden biri açar.

Ve tarih, aynı hatayı yapanları asla affetmez…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Çam Arşivi