Aysel Ayşe Aygün Özer
Bir hukuk abidesi: Lozan ve tam bağımsızlık istikametimiz
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi, Milli Mücadele’nin diplomatik tacı ve bir asrı deviren barış iradesi: Lozan Barış Antlaşması. 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin sakin bir göl kıyısında imzalanan o metin, sadece bir savaşı bitiren belge değil; "hasta adam" denilerek mirası paylaşılan bir milletin, küllerinden doğuşunun tescilidir.
Tarihsel Zaruret ve Diplomatik Direniş
Lozan, Mudanya Ateşkes Antlaşması ile açılan kapının, Türk heyetinin eğilmez iradesiyle tahkim edilmesidir. Masada karşı karşıya gelinen güçler, sadece o günün galip devletleri değil, yüzyılların sömürgeci alışkanlıklarıydı. İsmet Paşa liderliğindeki heyetin, kapitülasyonların kaldırılması konusundaki tavizsiz duruşu, bugün sahip olduğumuz ekonomik egemenliğin yegâne kaynağıdır. Adli, mali ve idari prangaların sökülüp atılması, Lozan’ı bir "uzlaşı" metni olmanın ötesine taşıyarak bir "bağımsızlık beyannamesi" haline getirmiştir.
Hukuki Bir Kale Olarak Lozan
Son yıllarda popüler kültürün süzgecinden geçerek asılsız iddialarla yıpratılmaya çalışılan Lozan, uluslararası hukuk açısından "süresiz" ve "kalıcı" bir statüye sahiptir. Metnin içerisinde ne bir "gizli madde" ne de "yeraltı kaynaklarının kullanımına dair bir engel" mevcuttur. Aksine Lozan;
Sınırların Dokunulmazlığı: Doğu ve Batı sınırlarımızı hukuki bir zemine oturtmuş,
Azınlık Meselesi: Azınlık haklarını din esasına göre tanımlayarak dış müdahalelerin önünü kesmiş,
Egemenlik Hakları: Patrikhane’nin siyasi yetkilerinden arındırılmasından, Osmanlı borçlarının makul bir takvime bağlanmasına kadar her alanda Türkiye’nin elini güçlendirmiştir.
İstikbalin Teminatı
Lozan’ı bugün yeniden okumak, sadece geçmişi yad etmek değil, geleceği de anlamaktır. Ege’deki kıta sahanlığı tartışmalarından, Mavi Vatan stratejimize kadar uluslararası her platformda başvurduğumuz temel referans kaynağımız yine bu antlaşmadır. Lozan, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak "oyun kurucu" rolünün hukuki zırhıdır.
"Bu antlaşma, Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın çöküşünü bildirir bir belgedir." Mustafa Kemal Atatürk
Son Söz
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, Lozan Barış Antlaşması’nın ruhunu kavramak; tam bağımsızlık karakterimizden ödün vermeden muasır medeniyetler seviyesine yürümek demektir. Bu belge, bir bitiş değil; onurlu, başı dik ve müstakil bir devletin ebediyete uzanan yürüyüşünün başlangıcıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.