Peki siz bugün arkanıza dönseniz, gençliğinize ne fısıldardınız?

Gece yarısı, eski bir kütüphanenin tavan arasında, tozlu bir masada tek bir mum yanıyor. İhtiyar bir sahaf, asırlık bir kitabın son sayfasını çeviriyor ve karşısına bomboş bir sayfa ile oraya iliştirilmiş pirinç bir anahtar çıkıyor. O anahtar, yıllardır kilitli duran bir çekmeceyi açıyor. İçinden çıkan notta ise şu yazıyor: “Buraya bakacağını biliyordum. Şimdi arkana bak.”

İhtiyar arkasını döndüğünde ne kitabı bulabiliyor ne de mumu. Sadece pencereden sızan sokak lambasının ışığında, masanın başında oturan kendi gençlik halini görüyor.

Bu, okuduğum bir hikayeden alıntı ve ben buradan kendime çok büyük dersler çıkardım.

Aslında hepimizin hayat hikayesi, bu odadaki gizemli karşılaşmaya benziyor. Günlük koşturmacanın, geleceğe dair bitmek bilmeyen kaygıların ve geçmişin keşkelerinin arasında dönüp dolaşırken, bir gün aniden kendi gençliğimizle yüz yüze gelsek ona ne anlatırdık? Ya da o genç, gözlerindeki o saf umut ve heyecanla bugünkü bize baksa, bizden memnun kalır mıydı? Şu anki halimiz onu mutlu eder miydi?

Maalesef yaşadığımız şu an ki teknoloji çağı, bizi hep daha hızlı koşmaya zorluyor. Durum böyle olunca .Bu hız çağı, geçmişte bıraktığımız "biz olma " duygusuyla bağımızı koparıyor. Oysa hayatın o gizemli çekmecesini açıp içindeki notu okuduğumuzda anlıyoruz ki bugünkü bizi inşa eden şey, tam da arkamızda bıraktığımız o genç insanın hayalleri, hataları ve cesareti.

Bugün aynaya baktığınızda ya da sakin bir anınızda geçmişe döndüğünüzde, masanın başında oturan o genç halinizi hatırlayın. Ona kırılmak ya da hataları için kızmak yerine, bugünkü olgunluğunuzu ona borçlu olduğunuzu unutmayın. Çünkü insan, ancak geçmişindeki kendisiyle barıştığında geleceğe doğru güvenle yürüyebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dilek Özder Arşivi