İsmet TAŞ
Bizim tarlayı sürdürmeyin!
Dünya diken üstünde. Şimdiden bütün ülkeler kendilerini sorgulamaya, sıra bize gelir mi, gelirse ne yaparız diye düşünmeye başladı?
Bütün dünya ülkelerine açık net bir tehdit. “ABD çıkarlarına hizmet etmezseniz, her an sıra size de gelebilir.”
Çete reisi Trump, çete elamanları CİA, Venezüella’daki ilmek ilmek çalışmaları ile kendilerine köpeklik edecek istedikleri kadar köpek buldular. Ve tabi ki Madura’yı, “tereyağından kıl çeker gibi” alıp geldiler. Bu yetmedi yargılayacaklarını söylediler. Bu da yetmedi Venezüella bizim toprağımız, biz yöneteceğiz dediler. Yetti mi hayır yetmedi, bütün dünyaya mafya vari bir şekilde yaptıkları pislikleri, haydutluklarını şov yaparak gösterdiler.
Peki, Çin, Rusya daha doğrusu Birleşmiş Milletler ne yaptı? Üç maymunu oynadılar. Ancak işin en tuhaf yanı, Birleşmiş Milletler üyesi olan Venezüella saldırıya uğruyor, işgal ediliyor, topraklarına el konuluyor, uluslararası hukuk yok sayılıyor ancak Birleşmiş Milletlerden ve üye ülkelerden ciddi biri ses seda en ufak bir tepki yok.
Akıllara durgunluk veren bir olay. Madura yargılanıyor! Neden, niye, niçin diye soran yok. Madura, ABD toprakları içinde mi suç işledi veya yasa dışı bir işe mi bulaştı ki yargılama hakkını kendilerinde görüyorlar. Şayet Madura bir suç işlemişse bu uluslararası mahkemenin görev alanına girer. Aynen soykırımcı Netanyahu’ya verilen ceza gibi. Siz insanlık suçu işlemiş Netanyahu’yu sarayınızda ağırlayacaksınız, ülkelerin üzerinden geçerek mahkeme kararını hiçe sayıp uygulamayacaksınız ama bir başka özgür ülkenin devlet başkanını yargılayıp cezalandıracaksınız!
Yani ABD; “ben istediğim ülkeye girer, başkanınızı yatağından alır getirir cezalandırırım kimsede kılını kıpırdatamaz, aksi davranışta bulunan bedelini öder” diye bütün dünyaya mesaj vereceksiniz. Dünya ülkeleri de yaprak gibi titreyecek.
Buyurun özgür dünyaya hoş geldiniz.
Gizli-saklı yürütülen kölelik düzeni sınıf atlayarak, devletlerin kölelik düzenine şahit oluyoruz. Hem de hiçbir sınır tanımadan, açık, seçik…
Gelelim “tarla sürme” meselesine.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, kendisini alperen olduğunu iddia eden Grant Dink’in katiline dikkat çekerek, “Bizim tarlayı sürmüşler” sözünü kullandı. Yani içimizdeki insanları iğfal ederek kendi adamları yaptıkları gibi kendilerine hizmet ettirmişler.
Biz Venezüella’nın durumuna düşer miyiz? Tarlamızı kimseye sürdürmezsek düşmeyiz.
Ayrıca, herkes bu sorunun cevabını kendi vermeli. Çok beğendiğim güzel bir söz var; “Üç tarafımız denizlerle, dört tarafımız düşmanlarla çevrili”. Aslında içimizdeki hainler, Türkiye’yi emperyal güçlere peşkeş çekmeye çalışanlar ve uşakları, gece gündüz, ülkemizin bir başka ülkenin peyki olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ve bu herkesin gözleri önünde oluyor. Sizce ülkemizin bir başka ülkeye şikâyet edilmesini ve ondan destek istenmesini nasıl açıklayabiliriz.
Benim ülkemin problemi, benim sorunumdur. Çözümü de bir başka ülkede değil bendedir, bizdedir.
Hiç kimsenin tarlamızı sürmesine ne göz yumalım ne de izin verelim. Uyanık olmak, birlik ve beraberliğimizi, vatanımıza göz dikenlere izin vermemek, bir vatan görevidir, millet olmanın gereğidir.
Bizim köle devlet olmamamız için, “Ya istiklal ya ölüm” ruhunu sürekli canlı tutarak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkarak dim dik ayakta olduğumuzu cümle aleme göstermeliyiz. Dün emperyal güçlere bu toprakları dar ruhun, bugünde var olduğu gerçeğini hiçbir ülke unutmayarak hesaplarını ona göre yapmalarını tavsiye ediyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.