İsmet TAŞ
6 Şubat depremini unuttuk mu?
Düşünmek hem de şakaklarımızı zonklatırcasına düşünmek zorundayız. Çünkü şöyle bir baktığımızda, depreme yeteri kadar hazırlanmadığımızı, sanki üç yıl evvel olan Kahramanmaraş Merkezli 6 Şubat Depremi olmamış gibi davranıyoruz.
Acıları, ağıtları, feryatları, çığlıkları, insanların parçalanmış vücutlarını, yolların, evlerin hallaç pamuğu gibi nasıl atıldığını unutmuş gibiyiz. Bu saydıklarımızı çoğaltabiliriz.
Topyekûn bir seferberlikle, birlik ve beraberlik içerisinde, depremin yaralarını sarmak için nasıl birbirimizle yarıştığımızı, depremzedelere nasıl kol kanat gerdiğimizi nedense çok çabuk unuttuk.
Soru şu! Yaşadığımız acıları kendimiz yaşayınca mı unutmayacağız veya hatırımızdan çıkmayacak, hafızamızdan silinmeyecek? Neden empati yapmadığımızı hiç düşündük mü?
Kimse unutmasın ki, ülkemizin tamamı deprem bölgesi. Dün on bir ilde olan deprem bugün diğer birçok ilde olmayacağını kim garanti edebilir?
Kişisel tedbirlerden tutunda, devletin alacağı tedbirlere varıncaya kadar her şey tekrar tekrar gözden geçirilmeli, eksiklikler tamamlanmalı, her an her şeye hazırlıklı olunmalı. Ve en önemlisi, deprem ile ilgili, deprem konulu, eğitimlere ara verilmeden devam edilmeli. Hem de uygulamalı olarak. Ayrıca yapı kontrol ekipleri işlerini ne kadar ciddi yapıyorlar onlarında kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Her ev tek tek depreme ne kadar dayanıklı diye test edilmeli, gözden geçirilmeli. Çürük binalar acilen sağlam hale getirilmeli. Elbette bunu yapacak veya yaptıracak olan, vatandaş-devlet işbirliği. Ancak görünen o ki, kimsenin hiçbir şey umurunda değil.
Depremin acısını yaşayanların bile acısı daha taze olması gerekmiyor mu? Yaşadıklarının tekrar yaşanmaması için sürekli olarak uyarılarda bulunmaları gerekmiyor mu? Her şeyi ama her şeyi devletten bekleme alışkanlığımızdan vazgeçip, “evet benimde yapmam gerekenler var “ deyip gereğini yapıyor muyuz?
Hadi buyurun şöyle sakince oturup düşünelim. Dün depremzedelerimize acırken, Allah korusun depremin tekrarında acınacak duruma düşebileceğimizi hiç düşünüyor muyuz?
Peki, bu bizi mutlu eder mi? Elbette hayır. O zaman hemen şimdi acilen gereken tedbirleri alalım, alınmasını sağlayalım. Fahri trafik müfettişi gibi her birimiz sadece kendi evimizi değil, çevremizdeki evlerinde sağlamlığını, yeni inşaatların kurallara göre yapılıp yapılmadığını da, test etmenin kime ne zararı var. Tomografisi çekilmeyen ev kalmamalı. Depremde bir evin yıkılması Allah korusun sadece içindekilere değil, çevresindekilerine de zarar verdiği unutulmamalı.
Yani hepimiz birbirimizden sorumlu olmalı, sorgulamalı her konuda uyarıda bulunma sorumluluğunu taşımamız gerekir.
İç Anadolu Birliği, Türk Dünyası Akademisyenler ve Bürokratlar Birliği, Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanlığı tarafından Kabakçı Konağında düzenlenen, “Asrın Felaketi” programında, depremi canlı canlı yaşayanların anlatımları ile o günler tekrar hatıralarda canlandı. Son derece duygusal anlar yaşandı. Bunlar yeterlimi elbette değil. Top yekûn depreme hazırlıklı olmalı, her an her şeyin olabileceğini aklımızdan çıkarmamamız gerektiği gerçeğini asla unutmayalım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.