Şehit öğretmen Fatma Nur ÇELİK mesajı

Ticarethane haline gelen okullarımızın güvenliği

Konuşmaya dilimizin varmadığı, anlatmaya kelimelerin yetmediği acı bir olay yaşadık. Şehit öğretmenimiz Fatma Nur Çelik üzerinden bir kez daha derinden sarsıldık.

Ne yazık ki artık neredeyse her gün okullarımızla ilgili bir haber duyuyoruz: Öğretmenlerin tehdit edildiği, velilerin okula baskı yaptığı, öğrenciler arasında akran zorbalığının arttığı olaylar… Okul gibi kutsal bir mekânın bu tür haberlerle anılması toplum olarak hepimizi düşündürmelidir.

Bugün çocuklarımızın yetişme sürecinde giderek güçlenen bir yaklaşım dikkat çekiyor:

Ben merkezci anlayış.

“Benim çocuğum en iyisine layık.”

“Benim çocuğum hata yapmaz.”

“Onu özgür yetiştirdim, altta kalmaz.”

“Kimse benim çocuğumu tehdit edemez.”

Bu cümlelerin farklı versiyonlarını her gün duyuyoruz.

Peki bu yaklaşım bize ne kazandırıyor, bizden ne götürüyor?

Aslında burada daha derin bir zihniyet meselesi var.

Birçok aile için okul artık bir toplumsal kurum değil, devlet-özel farketmeksizin adeta bir ticarethane haline geldi.

Ne devlet okul müdürleri ne de özel okul sahipleri ticaret yapmıyor aslında biz veliler ticaret yapıyoruz.

Okul; karakterin, kişiliğin ve değerlerin inşa edildiği bir mekân olmaktan çıkıp, yalnızca gelecekte iyi bir kariyer elde etmek için bilgi alışverişinin yapıldığı bir yer gibi görülmeye başlandı.

Bu bakış açısına göre okul: “Bilgini al, sınavını kazan, diploma edin ve yoluna devam et.”

Uzun süreli dostlukların, değerlerin, aidiyetin çok da önemi yoktur.

Oysa okul, toplum hayatının aileden sonra en merkezi kurumudur.

Çocuk burada sadece matematik öğrenmez; sabretmeyi, paylaşmayı, saygıyı, empatiyi ve birlikte yaşamayı öğrenir.

Ne yazık ki biz bu büyük toplumsal mekanizmayı kendi elimizle bir ticari ilişkiye dönüştürdük.

Sonra da bir sorun çıktığında soruyoruz:

“Devlet nerede?”

“Bakanlık nerede?”

Oysa önce kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz nasıl çocuklar yetiştirmek istiyoruz?

Vefalı mı?

Değerlerine saygılı mı?

Ekonomisini yönetebilen mi?

Sabırlı mı?

Kanaatkâr mı?

Empati kurabilen mi?

Çevresine duyarlı mı?

Yoksa yalnızca kariyer sahibi mi?

Bugün birçok aile için asıl hedef kariyer sahibi bir çocuk yetiştirmektir.

Değerlerin ise zamanla kendiliğinden oluşacağı düşünülür.

Peki kariyer nedir? Süslü kelimeleri bir kenara bırakalım.

Kariyer aslında insanın hayat yoludur.

Eli kirli, yüzü boyalı, iş elbisesi içinde ama işini severek yapan mutlu bir inşaat ustası; en iyi okullarda okumuş ama mutsuz bir beyaz yakalıdan çok daha başarılı bir kariyer yolculuğuna sahip olabilir. Hayatını anlamlı yaşayan bir insanın yolu, insani değerlerden yoksun bir CEO’nun makamından çok daha kıymetlidir.

Bu nedenle çocuklarımızı gönderdiğimiz okullara bakışımızı değiştirmek zorundayız.

Okullar ticarethane değildir. Okullar; karakterin şekillendiği, toplumsal bilincin oluştuğu, insanın insan olmayı öğrendiği yerlerdir.

Velisi kim olursa olsun, okulun niteliği ne olursa olsun bugün toplumun önemli bir kesimi farkında olmadan okullara ticarethane mantığıyla yaklaşmaktadır.

İşte asıl tehlike de burada başlamaktadır. Eğer okullarımızı yeniden değerlerin üretildiği bir toplumsal merkez olarak görmezsek, ne öğretmenlerimizin güvenliğini sağlayabiliriz ne de çocuklarımızı sağlıklı bir toplumun bireyleri olarak yetiştirebiliriz.

Şehit öğretmen Fatma Nur Çelik bize sadece büyük bir acı bırakmadı.

Aynı zamanda eğitim anlayışımızı yeniden düşünmemiz gerektiğini de hatırlattı.

Bu acıdan çıkaracağımız en büyük ders şudur: Veliler olarak önce OKUL nedir onu hatırlamalıyız; Apartman hapishanesinde sıkışan çocuklarımız için özgürce oyun oynayacakları; kalıcı arkadaşlık ve dostluklar kuracakları yerler olması gereken okullarımız, geleceğimizin inşa edildiği mekânlardır. Bunu hatırladığımızda çözüm kendiliğinden ortaya çıkar; aksi hâlde her okulun kapısına kırk polis koysak bile sorunu yine çözemeyiz.

Saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adem Öztürk Arşivi