Aysel Ayşe Aygün Özer
Bu bir bayrak değil, bir hüküm cümlesidir
Bugün Nusaybin’de yaşanan olay, “bir bayrağın indirilmesi” gibi sıradan ve teknik bir dille tarif edilemez. Çünkü indirilen şey herhangi bir bayrak değildir. O bayrak, Türk milletinin varlık iradesidir; devlet olma hakkının, bu topraklarda kalma kararlılığının ve bedeli kanla ödenmiş egemenliğin sembolüdür.
Türk bayrağı, rüzgârla dalgalanan bir kumaş değildir. O; şehitlerin kefeni, gazilerin suskunluğudur. Üzerindeki ay, karanlıkta yol bulmuş bir milletin işaretidir; yıldız, yok sayılmak istenirken var kalmayı başarmış bir tarihin mührüdür. Bu yüzden bayrağa uzanan el, doğrudan devlete, millete ve tarihe uzanmıştır.
Nusaybin gibi kadim bir şehirde bu tür bir hadisenin yaşanması, meseleyi daha da ağırlaştırmaktadır. Bu topraklar, sadece coğrafya değildir; hâkimiyetin, aidiyetin ve devlet refleksinin sınandığı alanlardır. Bayrağın indirildiği her yer, egemenliğin tartışmaya açılmak istendiği yerdir. Bu kadar açıktır.
Bu tür eylemleri “provokasyon” diyerek hafifletmek, yapılanı küçültmek olur. Burada verilen mesaj nettir: “Biz buradayız ve meydan okuyoruz.” Devletin de milletin de bu mesaja vereceği cevap, aynı netlikte olmak zorundadır. Hukuk içinde, ama tereddütsüz. Soğukkanlı, ama zayıf değil.
Türk bayrağı indirilemez. Çünkü o bayrak, devletin namusudur. Namus yere düşmez; düşürülmeye kalkışılırsa bedeli olur. Tarih, bu bedeli ödeyenlerle doludur.
Bugün Nusaybin’de hedef alınan bir direk değil, bir iradedir. Ve bilinmelidir ki Türk milleti, iradesiyle imtihan edildiğinde susmaz, geri çekilmez, unutturmaz.
Bu, bir bayrak meselesi değil; bu, devlet meselesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.