Sefer Aşır Eraslan

Sefer Aşır Eraslan

Mim Akif…

Adını soyadını benzediği için sonunu, soyadını yazmadım. Seni eski halinle bu zavallıya benzetmemek için. Sen hani “Asımın nesli nesilmiş gerçek” diyordun ya bu zihniyet asla ne Asım’a ne de Asımın nesline benzemeyecek. Hem cennetin peşin mensupları, hem de peşinen kazanılan kahramanlıklar (!) Hani incecik ten imiş utanma duygusunu ar perdesini koruyan. İşte yırtılmış o ar perdesi, koruyamamış o bedeni. Yaratılmışların en aşağısı yani “esfele safiliyn” derecesinde bir mahluk…

Babası da, seni çok okuduğu için sana benzesin, senin gibi bir abide şahsiyet olsun, bir yol gösterici bir rehber adam olsun diye yetiştirdi. Bir “kutup yıldızı varlık olsun diye senin adını koymuş.” “Adını ben verdim, bahtını Allah versin” dedi mi bilinmez ama adını koymakla bahtının da verilemeyeceği abide olunamayacağını bilmeden büyük laflar ederek mi koymuş bilinmez. Ama bilinen o dur ki bu adam, Hak yolun yolcusu olmak yerine İrani itikadın sembol ismi sosyolog Ali Şeriati’nin yolundan gitmiş belli ki. “Doğru Yolun Sapık Yolcuları” köyümüzde bir adam okula minibüs ile sabah gidip akşam gelen orta okul öğrencisi oğlunu göstererek “buna dikkat edin, iyi bakın bu adam geleceğin alimi müctehidi olacak” demiş. Ama oğlan Akif gibi bir paçavra olup çıkmış.

Bu babasının kutup yıldızı diye sevdiği şahsı okudukları değil yaşanalar etkilemiş. Bol para ile nasıl yoldan çıkıldığının göstergesi. Hani derler ya “bol para oğlanı, az para da kızı yoldan çıkarır” diye aynen böyle olmuş. Sonra rahmetli Akif’in söylediği gibi “o ar perdesi olan ince perdeden yırtılmış, ortaya sınır tanımayan, utanmayan, arlanmayan bir çamur şahsiyet çıkmış. Sahipsiz olduğu için bunu meydana dökmüşler. Hayvan derecesine inen bu mahlukun daha da aşağı inmemesi için bir manevi ikaz ile” yeter artık” denilmiş. Daha beterinin olduğu gerçeği ile “yardım et Ya Rab?” demekten başka çaremiz yok. Baban seni “sağına soluna bakmada ben varım” diyecek bir yıldız şahsiyet olarak yetiştirdi belki. Lakin o yıldız İran ve Suriye batağında solan çiçeğe dönüştü.

Bir zamanlar “batı, zenginliğin lüksün zirvesine çıkınca kendisini eğlendirecek başka oyuncaklar aradı. Bu oyuncağın uyuşturucunun etkisiyle sınır tanımayan aşağılık işlerde buldu. Fuhuş, kumar ve uyuşturucu. Hani biz mütedeyyin aile yapımız ile bu olumsuzlukları engeller, bu batağa düşmezdik. Ne oldu da batağın dibinde bulduk. Batılılaştık da ondan mı? Çağdaşlığın, asriliğin geldiği en son yerde miyiz? Zenginleştik de ondan mı? Bu bataklıktakiler hep fakir aile çocukları!

Porno sevicilerin fotoromanlaştırdıkları pespaye olayları en ayrıntılarına kadar anlatmaları da ayrıca sefilliğin vardığı son noktadır. Rahmetli Rauf Tamer anlatmıştı: Karakoldan ağlayarak çıkan iki çocuğu ile perişan bir kadına neden ağladığını ne olduğunu sorunca “çocuklarının aç sefil olduğunu okula gidemediğini” söylemiş. Oysa basın mensupları zina yaparken kocası tarafından suçüstü yakalanan kadın “diye haber yapıldığını” yazmıştı.

Bazen “bizim okula da ne oldu böyle” dediğim oluyor. Pedagojik formasyonu, eğitici-öğretmenlik belgesi ve yeteneği olmayan adamların eline her türlü zorbalığı yaşayan bizim nesilden böyle bir sapkınlık çıkmamıştı. Yoksa önce “arka bahçe” yapılan bu güzide okulların, bu günlerde bahçenin arkasında olan olaylar mı bunlar?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sefer Aşır Eraslan Arşivi