Abdullatif Acar

Abdullatif Acar

Hu huların uyandırdığı akım

Bir Romen kardeşimizin söylediği “Kâbe’de hacılar Hu Hu der Allah” ilahisi, beklenmedik bir şekilde gündemin merkezine yerleşti. Otobüslerde gençler bunu mırıldanıyor; çarşıda, pazarda herkesin dilinde dolaşıyor. Camilerde aminlere karışan bir zikir hâline geldi. Okullarda, iş yerlerinde, hayatın her alanında artık bu nida yankılanıyor. Üstelik bu ilahi sadece ülkemizle sınırlı kalmadı; Avrupa’da listelere girdi, Türkiye’de ise dinlenme rekorları kırarak gönüllerin ortak sesi oldu.

Söz ve bestesi Abdurrahman Önül’e ait olan ve 2005 yılında yayımlanan bu ilahinin, yıllar sonra yeniden böylesine güçlü bir yankı bulması tesadüf değildir.

Çünkü bu ses sadece bir ezgi değil; bastırılmış bir özlemin, unutulmuş bir yakınlığın ve kalpte saklı duran hakikatin samimi ve sade bir şekilde yeniden dile gelişidir.

Hayat boşluk kabul etmez. İnsan, özünden uzaklaştığında o boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışır. İçinizde var olan hakikati farklı meşguliyetlerle bir süre gizleyebilirsiniz. Dışınız ne kadar farklı akımlara kapılsa da, içten içe yanan imanın kıvılcımı kor olur, alev olur; bir ilahi ile coşar ve coşturur.

Bir zamanlar “hav hav” diye gündem olan şarkılara gösterilen ilgi, aslında bir arayışın ifadesiydi. İnsan, içindeki boşluğu “Hu Hu”larla doldurmazsa, yerini başka sesler doldurur.

Bu ilahi, Allah’a duyulan özlemin, aşkın, muhabbetin ve coşkunun ifadesidir. Kâbe’ye olan arzuyu dile getirir.

Ayrıca “Hu Hu”, bazı kimselerin zannettiği gibi anlamsız bir ses değildir. “Hu”, Allah’ı ifade eder; bir zikirdir.

Zikir kalbe dokunduğunda, kalpteki yabancı yükler yerini sükûnete bırakır. İnsan özüne döner.

Bu akımı sürü psikolojisiyle açıklamaya çalışmak, meselenin özünü kavrayamamaktır. Bu, inanç psikolojisinin; daha doğrusu imanın yeniden kendini hatırlatmasının bir tezahürüdür. Küllerinden doğan bir diriliştir.

Elbette bu durum, bazı kesimlerin bir hayli zoruna gitti. Okullardaki ilahi coşkusunun laikliğe aykırı olduğunu söyleyenlerden, ilahiyi içi boşaltılmış diye eleştirenlere; hatta “Hu Hu” denmesini hazmedemeyenlere kadar pek çok tepki ortaya çıktı.

Olsun… Onlar itiraz etmeye devam etsin; biz “Hu Hu”ları her yerde yankılandırmaya devam edeceğiz.

Allah nurunu bazen bir ilahi ile, bazen farklı bir vesile ile her tarafa yayacaktır.

Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Oysa Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff, 8)

“Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.” (Muhammet, 7)

Evet… Bir ilahi bile kalpleri bu kadar etkileyebiliyorsa, Kelâmullah’ın tesirini varın siz düşünün.

Demek ki kalpler ölmemiş.

Demek ki ruhlar hâlâ diri.

Demek ki o kıvılcım hâlâ orada.

Ve bir kez tutuştu mu, artık hiçbir güç onu söndüremez.

Bugün dudaklardan yükselen “Hu Hu”, belki de bize unuttuğumuz en büyük hakikati yeniden hatırlatıyor:

İnsan, Rabbini anmakla dirilir.

Kalp, Rabbini anmakla huzur bulur.

Ve nur, mutlaka karanlığı yener.

Hu Hu…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullatif Acar Arşivi