
İsmet TAŞ
ABD; Güç yoluyla barış dönemi geri döndü
Dünyanın neresine bakarsanız bakın, ABD’nin isteğinin olmadığı herhangi bir yer yoktur ki, kaos, şiddet eylemleri, ihtilal, suikastlar, darbeler olmasın.
Dünya da ne kadar insanın öldüğü, yaralandığı, evsiz aç-susuz kaldığı, açlıktan ve soğuktan öldüğü, katledildiği, soykırıma uğradığı elbette bu katillerin, kana susamış vampirlerin, haydutların umurunda bile değil. Varsa yoksa elde edecekleri maddi imkanlar, kuracakları veya sömürecekleri ülkeler.
Başkalarının canları ve kanları üzerinden hükümranlıklarını devam ettirmek için, çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar demeden katletmek, özellikle sivillere hayat hakkı tanımamak.
Virüslerle dünya nüfusunu azaltamadılar, savaşlarla azaltmak için her yolu deniyorlar.
Hepimiz artık biliyoruz ki, ABD ve avaneleri, ne zaman barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden bahsetse, mutlaka arkasından her türlü katliamın yapılacağa, akla hayale gelmedik ölümlerin olacağını tahmin etmek hiç de güç değil.
Adamlar 13.500 Km. Uzaklıktan gelip, Yemen’de Husileri vurabiliyorsa, dünyanın gözü önünde, canlı yayında, diğer ülkelere de göz dağ vererek katliam üzerine katliam yapabiliyorlarsa, altını çize çize tekrar ediyoruz, “istisnasız hiçbir ülke güvende değildir, olmayacaktır da.
Kovboyluk ve haydutluk kültürü ile yetişen ABD yöneticileri, kendilerini dünyanın, “Şerifi” ilan ederek, astıkları astık, kestikleri kestik anlayışı ile tam bir korku imparatorluğu kurmuş durumdalar. Hiçbir ülke kolay kolay ses çıkartamıyor. Hatta bana dokunma diye milyar dolar para veriyorlar.
Yani dünyada artık tam bir, “Mafya” mantığı hakim.
Onlara göre, “herkes ABD nin boyunduruğu altına girmeli, onların peyk devletleri olmalı, onlardan izinsiz tek bir adım dahi atmamalı. Aksi takdirde, Gazze’nin, Irak’ın, İran’ın, Suriye’nin, Afganistan’ın ve dünyanın daha birçok ülkesinde kimin başına ne geldiyse, söz dinlemeyenlerin başına da o gelecek”.
Bu korku İmparatorluğunun, hükümdarları belki sınırları yeniden belirlemiyorlar ama devletleri her yönüyle tahakküm altına almadan o devletten ellerini eteklerini çekmiyorlar.
Her ülkede kendilerine hizmet edecek mutlaka bir terör örgütü kurarak, bu örgütleri o ülkenin başına musallat ederek, ne ülkenin gelişimine izin veriyorlar ne de tamamen yok olmasına. Sadece tek hedefleri var, “kendilerine muhtaç hale getirip, o ülke de istedikleri gibi at oynatmak”
“Ben yaptım oldu, dediğimi veya istediğimi yapmazsanız başınıza geleceklerden ben sorumlu değilim” mafya mantığı ile hareket eden, başta Trump olmak üzere ABD başkanları ve derin devleti, dünyanın başına tam da bir, “bela” kesildiler.
Türkiye’mizde her on yılda bazen daha az bir zaman da gizli veya açık ihtilallerin, darbelerin, toplu katliamların olması (canlı bomba gibi), Ülkemize istedikleri gibi ayar verememelerinden ileri geldiğini hepimiz biliyoruz.
Yine hepimiz biliyoruz ki dik durmazsak, ülkemize sahip çıkmazsak, aramızdaki sıradan ayrılıkların, hiçbir şekilde farkına dahi varmadan büyük sorunlar yumağı oluştuğunu rahatlıkla görebilir, birbirimizin gırtlağını sıkmak için fırsat kollar hale geliriz.
Aklınıza gelebilecek her türlü fitne, fesat tohumları ekerek, hatta onları kaşıyarak her türlü kaosun olgunlaşması için ellerinden geleni yapmakta, sonra da bir köşeye çekilip birbirimizin canını nasıl aldığımızı büyük bir keyifle ellerini oğuşturarak seyretmektedirler.
Evet bunların hepsini biliyoruz, bilmediğimiz bir şey söyle dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Bir yerde hiç önemsemediğimiz bir ayrılık tohumu ekiliyorsa, gerçekle alakası olmayan yalan bir haber yayılıyorsa bilin ki, o ufacıcık yalan kar topu gibi büyüyecek çok daha büyük felaketlere neden olacaktır. Bizi rahatsız eden hiçbir söze inanmayıp araştırmalı, gerçeği bulmak için uğraşmalıyız. Verilenleri hap gibi yutmamalıyız.
Bakın Suriye’deki her türlü ayrıcalıkları körüklediler, her grup bir baş çekti, onlarca ülkenin başına bela olan örgütler ve mezhepler türedi.
Türkiye kendi güvenliğinin Suriye’nin güvenliğinden geçtiğinin son derece farkında. Bunun için de her türlü, askeri, siyasi ve diplomatik yolları deniyor.
Bize düşen, dünden daha dikkatli olmak, hiçbir kışkırtmaya, ayrımcılığa, ötekileştirmeye fırsat vermemek ve en önemlisi, ÜLKENİN ÇIKAR VE MENFAATLERİNİ, KENDİ ÇIKAR VE MENFAATLERİMİZDEN ÜSTÜN GÖRMEK.
Ve unutmayalım ne başka Türkiye var ne de gideceğimiz, sığınabileceğimiz herhangi bir toprak parçası var.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.