Mehmet Akif’i anlamak

Geçtiğimiz 12 Mart İstiklal Marşımızın kabulünün 104. Yıldönümüydü. 1921 yılında Büyük Millet Meclisi bir şiir yarışması açmış fakat birçok şairin de katıldığı yarışmada hiçbir şiir beğenilmemişti. Yarışmanın bir ödülü olduğu için katılmak istemeyen Mehmet Akif, Türk Ocağı başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’in çabalarıyla ödülü bir hayır kurumuna bağışlamak şartıyla bir şiir yazmaya ikna oldu. Mehmet Akif’in şiiri Meclis’te okunur okunmaz alkışlarla karşılandı ve diğer şiirlerin okunmasına gerek dahi duyulmadı. Mehmet Akif ödül parasına dokunmadan olduğu gibi Kızılay’a bağışladı.

Mehmet Akif aslında toplumsal konulardan ziyade bireysel konularda şiir yazmayı seven bir şairdi. İlk şiirlerini de çoğunlukla bireysel konularda yazmıştır. Buna rağmen yaşadığı dönemin şartları onu bireysel şiirler yazmaktan alıkoymuştur. Mehmet Akif’in yazdığı şiirler yok edilmeye çalışılan ancak her şeye rağmen bir bağımsızlık savaşı veren ve kazanan bir milletin şiirleridir.

Mehmet Akif hemen hemen her dönemde “rahatsız edici” bulundu. Şukufe Nihal kendisine “hurafelere takılan adam” demişti. Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde yapılan törende kürsüye Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri’ne yazdığı şiiri okumak için gelen biri “Maalesef Çanakkale şehitleri için güzel, şehitlerimizin şanına layık bir Türk şairi tarafından şiir yazılamadı. Çaresiz Türk olmayan bir adamın şiirini okuyacağız.” diyerek onun Arnavut kökenli olduğunu ima etmiş, rahmetli de bunu duyunca çok üzülmüş ve ağlamaya başlamış. Bütün bunlar üzerine artık Türkiye’de duramayan Akif, Mısır’a gönüllü sürgüne gitti. “Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum.” diyerek gittiği gönüllü sürgününden vatanına ancak hasta yatağında dönebildi. Öldükten sonra dahi bazı çevrelerin ona olan kini dinmedi. İstiklal Marşı’nı değiştirmek için çeşitli dönemlerde uğraşılsa da İstiklal Marşı’na yaklaşabilen bir şiir dahi yazılamadı.

Akif’e düşmanlık etmek, hangi fikirden olursa olsun yobazların birleştiği bir konudur. Solun yobazları geri kafalılıkla, sözde İslamcıların yobazları ise onu reformculukla suçlar. Solcular Mısır’a neden gittiğini, İslamcılar ise ölüm döşeğindeyken Müslüman bir ülke olan Mısır’dan neden Türkiye’ye döndüğünü anlayamaz. Anlamaları da mümkün değildir çünkü Akif’i anlamak dar kafaların işi değildir. Akif’i anlamak için milli bir bilince, İslami ve insani bir vicdana sahip olmak gerekir.

Bahtiyar Vahapzade’nin "Men inanmirem kalemiylen yazdığına, birisi kulağına söyledi." dediği mübarek İstiklal Marşımızın kabulünün 104. Yıldönümünde, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a ve bu vatan uğruna canlarını feda edenlere sonsuz saygı ve rahmet…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Samet CAN Arşivi