
Aleyna Erzurumlu
Tüketim Çarkı ve Kaybolan Kalite
Günümüzde gardıroplarımız, her geçen gün daha da kalabalıklaşıyor. Sosyal medyanın ve "hızlı moda" akımının etkisiyle, sürekli yeni bir şeyler alma dürtüsüyle yaşıyoruz. Ancak bu hız ve tüketim çılgınlığı, maalesef giyim sektöründe ciddi bir kalite düşüşünü de beraberinde getirdi. Artık sadece birkaç yıkamada rengi solan, dikişleri atan veya kumaşı deforme olan kıyafetler satın alıyoruz. Üstelik bu durum, yalnızca yetişkinler için değil, geleceğin tüketicileri olan çocuklarımız için de geçerli.
Kalitesizlik Neden Artıyor?
Bu kalite kaybının en önemli nedeni, şüphesiz hızlı moda (fast fashion). Markalar, en yeni trendleri en kısa sürede ve en ucuza üretmek için birbirleriyle yarışıyor. Bu yarışta, kumaş kalitesi ve işçilik ikinci planda kalıyor. Polyester ve naylon gibi sentetik, ucuz kumaşlar pamuklu ve doğal malzemelerin yerini alıyor. Hızla üretilen bu ürünler, kısa bir süre sonra tüketicinin elden çıkarmasıyla sonuçlanıyor ve hem ekonomik hem de çevresel bir yük oluşturuyor.
Çocuk Reyonları ve Cinsiyetçiliğin Giysi Hali
Sosyal medyada viral olan bir videoya denk geldim. Bir anne dört yaşındaki çocuğunu kreşe yazdırmasının ardından ihtiyaçlar doğrultusunda kızına alışveriş yapmak için mağazaya gidiyor. Şaşkınlığını video kaydına alan anne, “Çocuk reyonları adeta küçük bir kadın reyonu olmuş. Kiloş etekler, ceket etek takımlar, kruvaze kesim bluzlar.. Ben çocuğuma kreşe giderken ve orada arkadaşlarıyla oynarken ne alıp ne giydireceğim..” diye haklı feryatlarını hemen hemen hepimiz görmüşüzdür. Son yıllarda çocuk reyonlarında gözlenen bir diğer rahatsız edici durum da, çocuk giyiminin "küçük bir yetişkin reyonuna" dönüşmesi. Özellikle kız çocukları için üretilen kıyafetlerde, fırfırlar, parlak taşlar, dar kesimler ve yetişkinlere özgü makyaj veya popüler kültür figürleriyle süslenmiş t-shirt'ler yaygınlaşıyor. Çocukların masumiyetini ve rahatlığını ön planda tutan tasarımlar yerine, onları erken yaşta belirli kalıplara sokan kıyafetler sunuluyor. Oysa bir çocuğun kıyafetinde aranan en önemli özellik, onun hareketliliğini kısıtlamaması, cildine zarar vermemesi ve yaşına uygun olmasıdır. Bu durum, yalnızca giyim sektörünün bir sorunu değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerinin çocukluktan itibaren dayatılmasının da bir göstergesi.
Kaliteli Kumaşın Değeri
Tüketim alışkanlıklarımızın bu denli değiştiği bir dönemde, "kaliteli kumaştan üretilmiş" kıyafet bulmak neredeyse bir lüks haline geldi. Oysa pamuk, keten, yün gibi doğal kumaşlar hem nefes alır hem de cilde dosttur. Dayanıklı yapıları sayesinde uzun süre kullanılabilirler. Kaliteli bir kıyafet, sadece bir mevsim giyilip atılmaz, gardırobumuzun temel taşlarından biri haline gelir. Bu da uzun vadede hem bütçemize hem de gezegenimize fayda sağlar.
Ne Yapabiliriz?
Bu döngüyü kırmak, bireysel tercihlerimizle mümkün. Tüketimi azaltmak, "hızlı moda" markaları yerine daha etik ve sürdürülebilir üretim yapan markaları tercih etmek, ikinci el kıyafetlere şans vermek ve en önemlisi satın almadan önce düşünmek atılacak en önemli adımlar. Gardırobumuzu doldurmak yerine, ihtiyacımız olan, kaliteli ve bizi mutlu eden parçaları seçmeliyiz. Unutmayalım ki, giysi sadece bedenimizi örten bir parça değil, aynı zamanda kendimizi ifade etme biçimimizdir. Hem kendimize hem de çocuklarımıza daha sağlıklı ve bilinçli seçimler sunarak, bu tüketim çılgınlığının karşısında durabiliriz. Belki de yeniden, kıyafetlerin kalitesine ve değerine odaklandığımız bir döneme girebiliriz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.