Trump’ın bir yılı: Enerji, göç ve tarımın sessiz bedeli: Dünyayı sarsan bir yıl

Donald Trump, görevi devraldığı 20 Ocak 2025 tarihinden bu yana tabiri caizse küresel dengeleri altüst etti. Geçtiğimiz yıl kaleme aldığım “Trump Politikalarının ABD ve Türkiye Tarımına Muhtemel Etkileri” başlıklı yazımda yaptığım öngörülerin dahi ötesine geçen bu süreç; siyasi, askeri ve ticari sonuçlarıyla gündemi öylesine meşgul etti ki, tarım ve gıda sektörüne yansımaları neredeyse görünmez hale geldi.

Oysa perde arkasında, sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor.

İki Temel Vaat: Enerji ve Göç

Trump’ın seçim sürecinde öne çıkan iki temel vaadi vardı. Bunlardan ilki, ABD’li tüketiciye ucuz enerji sağlamak idi. Bu alanda göreli bir başarıdan söz etmek mümkün. Nitekim benim de yaşadığım bölgede geçen yıl galonu yaklaşık 3,4 dolar seviyelerine çıkan benzin fiyatları bugün bu rakamın altına gerilemiş durumda.

İkinci önemli vaat ise kaçak göçmenlerin deport edilmesi idi. Yoğun iç ve dış tepkilere rağmen, ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) birimlerine eyalet bazında verilen kotalar ve talimatlarla bu hedefte de önemli mesafe kat edildi. Özellikle görevin ilk aylarında alınan sert önlemler, kaçak göçmen girişlerini ciddi biçimde sınırlandırdı.

Küresel Siyasette Sert Dalgalar

Trump yönetimi, doğrudan ya da dolaylı askeri ve siyasi hamlelerle Venezuela ve Suriye’de rejim değişikliklerine zemin hazırladı. İran üzerinde rejim değişikliği baskısı sürerken; Kanada, Grönland ve Avrupa Birliği’ne yönelik sert söylemler, ABD’nin geleneksel müttefikleriyle arasını açtı. NATO’nun işlevselliğinin dahi sorgulanır hale gelmesi bu sürecin dikkat çekici sonuçlarından biri oldu.

Enerji politikaları üzerinden Rusya, İran ve Çin’e uygulanan baskılar artarak devam ediyor. Basına yansıyan bilgilere göre AB ülkeleri Rusya’dan petrol alımını büyük ölçüde azaltırken, Türkiye’nin de Eylül ayından bu yana Rus petrolü ithalatını yaklaşık %50 oranında düşürdüğü ifade ediliyor.

Nakliye ve Emlak Piyasasında Beklenmeyen Duraklama

Nakliye Sektörü

Trump yönetiminin özellikle Çin ve Brezilya’ya uyguladığı gümrük vergileri, ABD ithalatında ciddi bir daralmaya yol açtı. Limanlara gelen yük miktarının azalmasıyla birlikte, kuzey-güney ve doğu-batı hatlarında çalışan TIR filoları iş kaybı yaşamaya başladı. Geçtiğimiz hafta görüştüğüm üç TIR sahibi komşum, taşımacılık fiyatlarının neredeyse yarı yarıya düştüğünü ve sektörün sürdürülebilirliğinin sorgulanır hale geldiğini ifade etti.

Emlak Piyasası

Trump’ın göreve gelişiyle birlikte emlak piyasasında bir canlanma beklentisi oluşmuştu. Ancak FED’in faizleri düşürmemesi bu beklentiyi boşa çıkardı. Buna ek olarak bazı kamu çalışanlarının işten çıkarılması da talep tarafını zayıflattı. Ev alıp tadilat sonrası satan bir yakınımın, elindeki üç evi yaklaşık bir yıldır satamaması, emlak piyasasındaki durgunluğu somut biçimde ortaya koyuyor.

Tarım ve Gıda Fiyatlarında Görünmeyen Fırtına

Gümrük vergileri nedeniyle Çin’in ABD’den soya fasulyesi ithalatını durdurması, ABD’de soya fiyatlarında düşüşlere ve üretici zararlarına yol açtı. Öte yandan enerji ve nakliye maliyetleri sabit kalsa dahi, Brezilya’ya uygulanan tarifeler ABD iç piyasasında karkas et fiyatlarını %30–40 oranında artırdı.

Somut bir örnek vermek gerekirse; geçtiğimiz yıl Costco marketlerinden Avustralya menşeli lop kuzu etinin kilogramını 10 dolara satın almak mümkünken, bugün aynı ürünün 14,5 dolar seviyesine çıktığı görülüyor. ABD gümrük tarifeleri kaynaklı et fiyatlarındaki artışı ikili ticaret anlaşması ile Arjantin’den sığır eti ithal ederek durdurmaya çalışıyor.

Göç Politikalarının Tarımsal İşgücüne Etkisi

Sert göçmen politikaları, tarım sektöründe çalışan göçmen işçileri doğrudan deport tehdidiyle karşı karşıya bıraktı. Bu durum, zaten kırılgan olan tarım işgücü piyasasında ücretlerin hızla yükselmesine neden olmaktadır. Mevcut göstergeler, 2025 üretim sezonunda hissedilmese bile 2026 üretim sezonunda işçilik maliyetlerindeki artışın bitkisel ürün fiyatlarına yansıyacağını gösteriyor.

Çiftçilere Doğrudan Destekler: Kim Kazanıyor?

ABD Tarım Bakanlığı, 2025 yılında 30 milyar dolar olan doğrudan çiftçi desteklerinin 2026’da 44 milyar dolara çıkarılacağını açıkladı. Ayrıca göçmen politikaları ve tarifeler nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşayan ve zarar eden çiftçilere 12 milyar dolarlık ek yardım yapılacağı ve bu ödemenin Şubat ayı sonuna kadar tamamlanacağı duyuruldu.

Ancak yapısal durum umut verici değil.

İstatistiklere göre ABD’de çiftçilerin %80’i 55 yaşın üzerinde, bunların yaklaşık yarısı ise 75 yaşın üstünde. Küçük ve orta ölçekli çiftçilerin önemli bir bölümünün önümüzdeki 10 yıl içinde üretimden çekilmesi bekleniyor. Nitekim Tarım Bakanlığı, 2025 yılında ürün fiyatlarındaki düşüş ve maliyet artışları nedeniyle çiftçilerin %50’sinin zarar ettiğini açıkladı.

Uzmanlara göre doğrudan destekler ve ek yardımlar, ağırlıklı olarak büyük ölçekli çiftliklerin lehine çalışırken, küçük çiftçilerin bu kaynaklardan yeterince faydalanması zor görünüyor.

Türkiye Açısından Tablo Ne Söylüyor?

Son yıllarda ABD pazarında Türkiye menşeli bazı ürünlere yönelik ilgi artsa da, gıda fiyatlarının iç piyasada ulaştığı yüksek seviyeler Türkiye’nin ihracat imkanlarını sınırlandırmaktadır. Diğer yandan ABD’den yapılacak bazı tarım ürünleri ithalatında Türkiye’nin gümrük vergilerini tek taraflı olarak sıfırlaması, ticaret dengesini Türkiye aleyhine genişletebilecek bir etkiye sahiptir. Buna ilave olarak Çin’in ABD’den soya fasulyesi ithalatını durdurması, küresel fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken Türkiye’de ilgili alt sektörlerin ithalat iştahını artıracaktır. Bu gelişmeler ihracat destekleri ve yerli üretimi destekleyici politikalarla dengelenmediği takdirde, uzun vadede tarımda dışa bağımlılığı artırma riski taşımaktadır.

Sonuç: Gürültünün Ardındaki Sessiz Kriz

Trump’ın ilk yılı; enerji, göç ve dış politika başlıklarında yüksek sesli ve sert hamlelerle hatırlanacak gibi görünüyor. Ancak bu gürültünün ardında, ABD tarımında ve gıda sisteminde derinleşen yapısal bir kriz sessizce büyüyor. Küçük çiftçilerin sistem dışına itilmesi, tarımsal işgücü maliyetlerindeki artış ve gıda fiyatlarındaki yükseliş; orta vadede yalnızca ABD’yi değil, küresel gıda piyasalarını da etkileyecek nitelikte.

Tarım konuşulmadıkça sorunlar ortadan kalkmıyor; aksine daha karmaşık ve maliyetli hale geliyor. Bugün göz ardı edilen bu sessiz dönüşüm, yarının en yüksek sesli krizlerinden biri olmaya aday.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Yücer Arşivi