
Ömer Aydos
Aman Dikkat Daha Hiç Bir Şey Bitmedi
A Milli futbol takımımız Avrupa Uluslar Liginde gruplarda son 2 maçta kaçırdığı direkt A Ligine çıkma şansını bu sefer play-off maçlarında Macaristan karşısında arıyor. Turun ilk maçı dün akşam İstanbul’da oynandı ve karşılaşmayı A Milli Futbol takımımız muhteşem bir ikinci yarı ile birlikte 3-1 kazanmayı bildi.
Bu maçı kazanmasına kazanmasını bildi de henüz hiçbir şey bitmedi ve asıl şimdi ipleri sıkı tutmanın zamanı. Çünkü 3-1’lik skor öyle kolay çevrilemeyecek bir skor değil. Özellikle maçın ilk yarısının büyük bir bölümü itibari ile Macar takımını gördükten sonra bu kanaatimiz daha bir pekişti aslında.
Dünkü Macar takımında Szoboszlai hariç pek bir yıldızı olmayan fakat fizik gücü, mücadeleci yapıları ve diri oluşları ile ilk yarının bazı bölümlerinde çok zor anlar yaşattılar millilerimize. Bu bölümlerde şans faktörünün ve rakip takımın üst düzey yıldızının fazla olmayışı lehimize yaradı aslında. Üst üste üzerimize geldiklerinde, bazen beceriksizlikten, bazen de şanssızlık yüzünden atamadıkları goller sonucu ilk yarıyı berabere bitirebildik nihayetinde. Bu bölümde yanlış oyun taktiğimiz de onların üstün oynamalarına çanak tuttu. Bu defanstan pasla çıkma taktiği Avrupa maçlarında başımızı fena şekilde yakıyor, F.Bahçe ve G.Saray da bu yüzden bir çok tehlike yaşıyor kalesinde ve bazen de golle sonuçlanıyor bu hatalar. Bu taktikten vazgeçmeli Türk futbolu, çünkü buna uygun oyuncu karakterleri yok takımlarımızda, biz bir Barcelona, bir Real Madrid, bir Manchester City değiliz. Ancak o tür üst düzey takımlar yapabiliyor bunu.
Ne zaman kalecimiz ve Abdülkerim defanstan uzun top attılar o zaman tehlikeli ataklar yaptık ve ilk golü de zaten öyle bulduk. Topu kalenden ve ceza sahası çevresinden ne kadar uzak tutarsan o kadar az tehlike yaşarsın, belki atak sayın sınırlı olur ama akıllı uzun toplar da hep başarı sağlıyor, bunu dün ilk golde gördük. Oğuz da burada oyun aklını kullanarak, kibarca Orkun’un önüne bıraktı topu ve o da çok akıllı ve becerikli bir şekilde köşeye plaseledi. Buna çok çalışmalı ve sık sık denemeli hem milli takımımız, hem de kulüp takımlarımız. Golden sonra tam bir şok yaşadık ve Macar milli takımının olağanüstü silkinişi ile karşılaştık ve devre sonuna kadar da bir iki pozisyon hariç herhangi bir üstünlüğümüz yoktu. Sadece yine Oğuz’un kafa ile Kerem’in önüne bırakışı vardı Kerem de uzağa düşen ve biraz hızı fazla olan o pasa yetişemedi. Aslında Oğuz o kafayı uzak köşeye de vurabilirdi.
Ne olduysa ikinci yarının başlaması ile oldu. İkinci yarıya bir oyuncu değişikliği ile başlayan takımımız önde baskı ve ilk yarının ortalarında sakatlanan Kaan’ın yerine giren Mert Müldür’ün sağ bekteki iyi oyunu ile tamamen çehresini değiştirdi. Bunda aslında Macar takımının beraberliği yeterli görüp, fazla ileriye çıkma isteğinin bulunmaması ve ön baskı yapmaması da yardımcı oldu düşüncesindeyim. İkinci yarı boyunca Mert Müldür ve Oğuz sağ kanadı mükemmel kullandılar ve her ikisi de çok iyi oynadılar.
Eğer ki olaya öbür türlü bakarsak yani “Milli takımımız ikinci yarı çok iyiydi, onların çıkmasına ve baskı yapmasına müsaade etmedi” görüşünü de savunabiliriz. Fakat bu görüş bizi bir sonraki maç için yanlış yönlendirmiş olur kanaatindeyim. Çünkü ilk yarının uzun bir bölümünde bunu yapabilen bir Macar takımı ikinci maçta kendi evinde bunu mutlaka ve daha fazlasını da yapacaktır ve milli takımızı büyük bir baskı altına alacaktır. İşte burada bizim takımın nasıl karşılık vereceği çok önemli aslında.
Bir kere oyuncularımız bunun yani “daha henüz hiçbir şeyin bitmediğini” iyi idrak edip tam konsantrasyon ile mücadele edip, tam bir savaş vermeliler. İkili mücadelelerde “top sökme” eksikliğini mutlaka gidermeliler. İsmail hariç, dirençli ve birebir arada kalan topları söküp almakta bir hayli geride kalıyoruz. Bunu halletmemiz gerekir.
İkinci maçta Orkun’un cezalı duruma düşmesi bir handikap gibi görünse de dünkü maçta Orkun çıktıktan sonra yerine giren İsmail Yüksek’in iyi oyununu ikinci maçta da sürdürmesi gerekir. Aslında orta sahamızda şimdi İsmail’den başka da dirençli ve savaşan başka da bir oyuncu yok. İsmail gününde olursa orta sahamız rahatlar. Yoksa ne Arda ne de Hakan bu direnci gösteremiyorlar, onlar daha çok teknik kapasiteleri ve oyun akılları ile maça hükmediyorlar. Macaristan’daki maç öyle bir maç olmayacak, biz daha çok gol yememek için oynayacağız. O yüzden Arda’nın cezası bitse de takımda olmayabilir, zaten hem Hakan hem Arda ikisi bir arada oynarsa orta saha gücümüz çok düşer. Hakan da kesilemeyeceğine göre Arda en azından bir maçlık daha kenarda olmalı diye düşünüyorum. Ayrıca Samet de her an hata yapacak diye bir korku var herkeste. İkinci maçta yerine Merih Demiral olur diye düşünüyorum. Oğuz takıma oturuyor, Kenan kanatta iyi ama ileri uçta yapamıyor, o da Barış Alper gibi bocalıyor, bir santraforun olmaması kötü bir durum, kanatlardan santrafor yaratmak olmuyor, bu çok kez denendi ve görüldü. Ne Kenan ne de Barış Alper santrafor oynayamaz, Kerem bu işi onlardan daha iyi beceriyor, çünkü top tekniği daha iyi. En azından Kerem oynasın santrafor olarak. Kerem’in fiziki kapasitesi santrafor oynamaya yeterli değil ama son vuruş yeteneği daha iyi.
Kısacası ikinci maç için “Aman Dikkat!, Henüz her şey bitmedi” demek zorundayız.
İyi konsantre olur, iyi mücadele eder, iyi savaşırsak ve çok dikkatli olursak turu geçeriz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.