
İrfan Paksoy
Mukâyeseli okumaların önemi
Giriş…
104 yıl önce 16 Mart 1921 tarihinde TBMM Hükûmeti ile Rusya Hükûmeti temsilcileri arasında imzalanan Moskova Antlaşması ile TBMM Hükûmeti de artık uluslararası bir özne hâline gelmişti. Bugünkü makalem de bu önemli antlaşma ve mukâyeseli okumaların öneminde dair olacak.
Moskova Antlaşması...
Millî Mücâdele devam ederken I. İnönü Zaferi (06-11.01.1921) üzerine Ankara'ya ilişkin tereddütleri kalkan Lenin liderliğindeki Rusya ( Rusya Sosyalist Federe Sovyet Cumhuriyeti - RSFSC) [1] ile devam eden diplomatik görüşmelerin ardından TBMM Hükümeti ile Rusya Hükûmeti arasında 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması ile doğu sınırlarımız belirlenmiş, Çarlık Rusya’sına verilmiş olan kapitülasyonlar kaldırılmış, her iki tarafın çıkarlarını yansıtmayan ve güç ilişkisine dayalı antlaşmaların geçersiz olduğu kabul edilmiş (bu ifadelerle Rusya gerek Sevr’i tanımadığını gerekse de daha önce Osmanlı Devleti tarafından Çarlık Rusya'sına verilmiş olan kapitülasyonların kaldırıldığını kabul etmiş), Kars ve Ardahan Türkiye egemenliğine geçerken Batum’un da Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSC)’ne bırakılması sonucu bugünkü Türkiye sınırları belirlenmiş, Azerbaycan SSC denetiminde Nahçıvan Özerk Bölgesinin kurulması kararlaştırılmıştır.
Antlaşmanın önemi...
Bu antlaşmayla TBMM ilk kez bir uluslararası antlaşmayı akdetmiş olduğundan, sonrasında uluslararası camiada da TBMM olarak anılır olmuş ve uluslararası suje / özne [2] olmuştur.
Yeni Türkiye'nin sınırlarının da belirlemiş olduğu bu antlaşmanın diğer tarafı olan Rusya'nın, Sevr’i tanımamış ve Misak- Millî’yi tanımış olması olması da TBMM adına değerli birer diğer kazanımdır.
Konuya biraz daha detaylı bakacak olursak...
Rusya'da 1918 başından beri kapsamı gittikçe artarak yaşanan Bolşevik güçler ile Beyaz Ordu arasındaki iç savaşta, Lenin liderliğindeki Bolşevik merkezî iktidarın anti emperyalist niteliği gereği İtilaf Devletleri de gittikçe artan bir şekilde karşı devrimci Beyaz Ordu'ya destek vermişlerdir.
Mondros Mütârekesi sonrasında İtilaf Donanmasının, İstanbul Boğazına girmiş olmasında (13.11.1918) Bolşevik yayılmaya karşı Karadeniz'in güvenliği gerekçesi vardır. Zaten o esnada ise Güney Rusya, General Denikin komutasındaki Beyaz Ordu güçlerinin kontrolü altındaydı.
Lenin liderliğindeki RSFSC, gerek Rusya'nın güvenliği mülâhazasıyla güneyindeki Anadolu'nun İtilaf Devletlerinin kontrolü altına girmesini istememesi, gerekse de Millî Mücâdele'nin anti emperyalist niteliği, gerekse de Anadolu'da sosyalist bir yönetim kurulmasına ilişkin emelleri nedeniyle başlangıcından itibaren gittikçe artan bir şekilde Mustafa Kemâl Paşa ve Ankara ile yakın ilişki ve işbirliği içinde olmuşlardır.
Rusya'da devam eden iç savaş 1920 baharında Bolşevik güçler lehine sonuçlanacaktır.
Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordunun 1920 güzündeki başarılı Ermenistan Hârekatı sonucunda Ermenistan'ın mütâreke ve barış görüşmeleri (6.11.1920) isteği üzerine, bu talebin Türk tarafınca kabulü için Mondros Mütârekesi sonrasında Ermenistan tarafından işgâl edilmiş olan Kars ve Arpaçay'ın boşaltılması telebi Ermenistan tarafınca hemen karşılanmış, sonrasında başlanan barış görüşmelerinde de Türk tarafınca görüşmeleri devamı için ön şart olarak bildirilen “Ermenistan'ın, Sevr'i tanımadığının resmî belgeyle Türk tarafına bildirmesi” talebi Ermenistan tarafınca karşılanmış (27.11.1920), bu belge TBMM tarafından da bir resmî tebliğle kamuoyuna duyurulmuştur.
Bu durum ise 18-28.04.1920 tarihlerinde Ermenistan'ın sınırlarının belirlenmesi hususunun ve Ermenistan için mandater rol üstlenme görevinin de ABD’ye bırakıldığı San Remo Konferansı [3] sonrasındaki bir vasatta konuya dair ABD açısından karar verilmesi arefesinde Ermeni yanlısı ABD Başkanı Wilson'ın elini tamemen zayıflatmış, ABD mandasında sınırları genişletilmiş bir Ermenistan kurulması projesini de sonuçsuz bırakmıştır.
Ermenistan Hükûmeti tarafından 2-3.12.1920 akşamı imzalanan Gümrü Barış Antlaşması, Kızılordu'nun 4 Aralık'ta Erivan'a girip bu ülkede Moskova'ya bağlı bir uydu sosyalist yönetim kurması nedeniyle bahse konu antlaşma Ermenistan Parlamentosu tarafından imzalanamamış olduğundan hâliyle yürürlüğe de girememiştir. Bu durum ise bilâhare 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile telafî edilmiştir.
Mukâyeseli okumaların önemi.
Görüldüğü üzere ya da çapraz / mukâyeseli okumalar yapıldığı takdirde görüleceği üzere Mustafa Kemal Paşa'nın dirâyetli askerî ve siyasî liderliğinde yürütülüp müstesnâ bir zaferle sonuçlandırılan Şanlı Millî Mücâdele, karmaşık iç ve dış dinamiklerin ve süreçlerin ustaca yönetilmesinin bir sonucudur.
Sonuç...
Gazi ve Müşir Başkumandanın manevî şahsında bu haklı, meşrû ve kutlu mücâdelenin cümle hissedarlarına saygı ve rahmetle.
© 2025. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
[1] Ekim 1917 Devrimi sonrasında kurulan RSFSC, Sovyetler Birliği'nin nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük ve kurucu cumhuriyetidir. RSFSC’nin 30.12.1922 tarihinde Belarus SSC, Ukrayna SSC, Orta Asya ve Kafkasya Cumhuriyetleri ile birleşmesiyle de SSCB resmen kurulmuştur. SSCB’nin 1991 yılı sonlarında dağılmasının ardından yerine kurulan Rusya Federasyonu (12.12.1991), RSFSC’nin yasal varisidir.
[2] Uluslararası özne/süje: Uluslararası hukukun özneleri devletler ve uluslararası örgütlerdir. Devletler, uluslararası hukukun aslî süje konumunda iken, (hükûmetler tarafından kurulan ve hükûmetler arası örgütler olan) uluslararası örgütler ise türe(til)miş tüzel kişileridir.
[3] San Remo Konferansı: İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Osmanlı İmparatorluğu ile yapılacak olan barış antlaşmasının şartlarını hazırlamak için İtalya'nın San Remo şehrinde 18-26.04.1920 tarihlerinde toplanan bir milletlerarası konferanstır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.