OHAL’de sosyal çevre bilgisi

OHAL sürecinde çıkarılan KHK’lar ile kamu kurumlarında geniş çaplı bir tasfiyeye gidildi. Bu süreçte öne çıkan kavramlardan biri de “sosyal çevre bilgisi” idi. Başlangıçta somut belgelere yardımcı bir değerlendirme aracı gibi görülen bu kavram, maalesef zamanla birçok kararın temel dayanağı haline geldi.

Ancak aradan geçen yıllara rağmen, sosyal çevreye ya da istihbarat bilgisine dayalı değerlendirmelerin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmaya devam ediyor.

İnsan Davranışı ve Ötekileştirme

İnsan davranışlarını inceleyen araştırmalar, bireylerin çeşitli nedenlerle “öteki” olarak gördüğü kişilere karşı dışlayıcı, gerçek dışı hatta insanlık dışı tutumlar geliştirebildiğini göstermektedir. Ötekileştirme toplum içindeki güven ilişkilerini zayıflatmakta; dostluk, arkadaşlık, komşuluk ve hatta akrabalık bağlarının zarar görmesine yol açmaktadır.

Kutuplaştırma süreçleri, ihbar hatları ve algı yönetimleri de sosyal çevreye dayalı değerlendirmelerin kolayca suistimal edilmesine zemin hazırlamaktadır.

Tarihsel Deneyim

Sosyal çevre bilgisi, tarih boyunca özellikle dikta rejimlerinde muhalifleri tespit etmek için kullanılmıştır. Hatta bu dönemlerde yönetimler halkı muhalif düşüncesinden dolayı eşini, dostunu, akrabasını, komşusunu ya da arkadaşını ihbar etmeye teşvik etmiştir.

Stasi döneminde Doğu Almanya’da bireyler yalnızca eylemleriyle değil, sosyal ilişkileriyle de izlenmiş; McCarthy ABD’sinde ise kişiler sosyal çevreleri üzerinden “şüpheli” kabul edilmiştir.

Benzer uygulamalar Nazi Almanyasında ve Stalin dönemi Rusyasında da görülmüştür. Bu örnekler, sosyal çevreye dayalı değerlendirmelerin çoğu zaman hukuki temeli olmayan siyasi ve ideolojik araçlara dönüştüğünü göstermektedir.

Hukukun ve ifade özgürlüğünün hakim olduğu güçlü demokrasilerde kişilerin ya da çalışanların değerlendirilmesinde sosyal çevre bilgisi başvurulan bir yöntem değildir. Oralarda kişiler düşünceleriyle ya da ilişkileriyle değil eylemleriyle değerlendirilirler.

OHAL Sürecinde Sosyal Çevre Bilgisi

1980 ihtilalinden sonra yeni göreve başlayacak kamu görevlileri için sabıka kaydına ek olarak köy muhtarı, bekçisi veya bakkalı üzerinden güvenlik soruşturmaları yaptırıldığı bilinmektedir.

Türk hukuk sisteminde açık bir karşılığı olmayan “sosyal çevre bilgisi” ise OHAL döneminde mevcut kamu çalışanlarının bir sosyal grupla irtibat veya iltisakını belirlemede yaygın şekilde kullanılmıştır.

Bu süreçte:

  • İlk işe girişte veya mevcut çalışanlar hakkında sendikalar, dernekler veya gayri resmi kanallar üzerinden bilgi topladığı,
  • Sosyal medya paylaşımlarının değerlendirme kriteri olarak alındığı,
  • Kişilerin çevrelerinde nasıl tanındıklarına ilişkin kanaatlerin dosyalara yansıtıldığı

görülmektedir.

Bu bilgilerin de çoğu zaman bazı STK’lar ve gayriresmi ağlar üzerinden toplanması, sadece hukuki sorunlar doğurmamış; aynı zamanda toplumda ayrışmayı artırıcı ve karşılıklı güven ortamını tahrip edici rol oynamıştır.

OHAL Komisyonu kararlarında “güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre” gibi ifadelerle sosyal çevre bilgisinin gerekçe olarak kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu “güvenilir kaynakların” kimler olduğu ve hangi belgelere dayandığı hiçbir zaman açıklanmamıştır.

Nitekim benim de yakından tanıdığım bir meslektaşımın dosyasında peşinen suçlu kabul edilen o sosyal gruba üyelik, irtibat veya iltisakla ilgili hiçbir belge olmadığı halde “herkes tarafından öyle biliniyor” gibi muğlak bir ifade yazılabilmiştir. Kim bu herkes? “Herkes” kimlerden oluşuyor? belli değildir veya bunu yazan kim o da belli değildir.

İnsan Faktörü: Zaaflar ve Sapmalar

Sosyal çevreye dayalı değerlendirmelerin en kritik sorunu, insan unsuruna açık olmasıdır. Bu tür bilgiler; çekememezlik ve kıskançlık, kurum içi rekabet, etnik, mezhep, meşrep veya ideolojik farklılıklar ile sosyal grup aidiyetleri gibi faktörlerden etkilenmeye açıktır.

Bu nedenle doğruluğu teyit edilmemiş, hatta zaman zaman bilinçli olarak çarpıtılmış bilgilerle, bireylerin hayatları karartılmış ve geniş çaplı mağduriyetler oluşmuştur.

Delil Yerine Algı

Hukukun temel ilkesi, bireyin somut eylemleri üzerinden değerlendirilmesidir. Ancak sosyal çevre bilgisine dayalı değerlendirmeler, bu ilkenin dikkate alınmadığını göstermektedir.

Nitekim sosyal çevre bilgisiyle ihraç edilen birçok kişinin daha sonra takipsizlik ya da beraat kararı almış olması bu durumun en açık göstergelerindendir.

Toplumsal Maliyet

Sosyal çevreye dayalı değerlendirmelerle yalnızca KHK’lılar işlerini kaybetmemiş, onların çocukları, kardeşleri veya yeğenlerinin kamuda işe girmesi de engellenmiş, ekonomik ve psikolojik sorunlar ailelerin parçalanmasına yol açmıştır.

Diğer yandan toplumda: güvensizlik, ilişkilerde mesafe, fikrini söylemekten çekinme gibi etkiler ortaya çıkarmış, toplumu kutuplaştırmış, ayrımcılığı ve nefret duygularını besleyen bir zemin oluşturmuştur.

Nitekim yakından tanıdığım bir KHK’lının kayınbiraderinin oğluna işe giriş mülakatında “KHK’lı eniştesi ile ilişkisi” sorulmuş ve elenmiştir. Bir meslektaşıma ise “telefonunda kayıtlı 900 kişi içinde neden beş tane KHK’lı olduğu” sorulmuştur.

Kısacası insanlar yalnızca kendi davranışlarından değil, çevrelerinden de sorumlu tutulabilecekleri endişesine kapılmışlardır. Bu endişenin oluşturduğu korku atmosferinde insanlar kırk yıllık arkadaşını ya da dostunu arayamaz, bayramlarda bile hal hatır soramaz olmuştur.

Hukuk, İlişkilerle Değil Delille İşler

Bugün gelinen noktada mesele yalnızca geçmiş uygulamaların eleştirisi değildir. Türkiye’nin bir an önce hukukun egemen olduğu, güçlü ve kapsayıcı bir demokrasi refleksi göstermesi gerekmektedir.

Bu nedenle kamu yönetiminde karar süreçlerinin; somut delillere, açık kriterlere ve denetlenebilir mekanizmalara dayanması zorunludur.

Sosyal çevre bilgisine dayalı değerlendirmeler dikta rejimi göstergeleri arasındadır ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Çünkü adaletin ölçüsü, bireyin kimlerle görüştüğü değil, ne yaptığıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Yücer Arşivi