Saraçhane demokrasisinden, abd demokrasisine, demokrasi tanımı yeniden yapılıyor!

Öncelikle kendimize şu soruları soralım ve yine kendimize dürüstçe cevap verelim.

Şiddetin her türlüsüne, fiziki, sosyal, ekonomik, kültürel, mobbing vs. karşı mıyız?

Şiddet kimden, nereden, nasıl, ne ile kimin sözleri ve davranışları, yönlendirmesi ile gelirse gelsin karşı mıyız?

Karşımızda şiddete uğrayan kim olursa olsun, velev ki taban tabana zıt görüşlere sahip de olsak bile, şiddete ve haksızlığa uğrayanın yanında olabilecek miyiz?

“Hak aramak kadar doğal bir olay yoktur. Haksızlık karşısında elbette susmayacağız. Bütün demokratik haklarımızı tabi ki kullanacağız. Ama şiddet hiçbir zaman demokratik bir hak değildir, şiddeti kesinlikle bir hak arama unsuru olarak görmüyorum” diyebiliyor musunuz?

Bu ve benzeri soruları kendi içimizde, kendimize karşı, dürüstçe, namusluca, adam gibi cevaplayabiliyorsak, evet işte ben buyum diyebiliyorsak, siz gerçekten, demokratsınız, demokrasi aşığısınız, demokrasinin yerleşmesi için her türlü mücadeleyi verebilecek olgunluğa ve erdeme sahipsiniz demektir.

Şayet bunun tam tersini düşünüyorsanız, kullanılmaya müsait, her türlü şiddetin içinde yer alabilecek kapasitesi olan, kukla ve köle ruhlu birisisiniz demektir. Ve bir gün mutlaka, “su testisinin suyolunda kırılacağından” zerre kadar kuşkunuz olmasın.

Saraçhane’de demokrasinin (şimdiki tarifi ile) nasıl ayaklar altına alındığını, o gencecik körpe çocuklarımızın polislerin üzerine nasıl saldırmalarının teşvik edildiğini, boykotun, boykot yaptığınız mekâna nasıl saldırılması gerektiğini, yine o gencecik çocuklarımızın, “vatanı kurtarmak için buradayım” sözleri ile birilerinin demokrasiyi nasıl katlettiğini hep birlikte gördük. (Yeri gelmişken ifade etmek istiyorum. Tutuklu çocukların tamamı serbest bırakılmalı ve demokrasi eğitimine tabi tutulmalı. Onların yerine onları sahaya sürenler mutlaka tutuklanmalı)

Kısaca özet geçtiğimiz Saraçhane olaylarının demokrasi adına yapıldığı iddiası ise demokrasiye yeni bir tanım getirdi. Buna göre;

Demokrasi; insan hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı, her türlü şiddetin uygulanmasının meşru olduğu, suçlunun korunup ortalığın savaş alanı haline getirildiği sistemin adıdır!”

Bu arada haksızlık etmeyelim demokrasiye yeni tanım getiren sadece Saraçhane olayları değil, ABD deki Rümeysa Öztürk olayı da demokrasiye yeni bir tanımın yapılması gerçeğini ortaya koydu!

Demokrasinin beşiği, insan hak ve özgürlüklerinin merkezi, demokrasi denilince ilk akla gelen ülke ABD de, Rümeysa Öztürk sırf Filistin’de, Gazze’de yaşanan soykırıma karşı çıktığını söylediği için, İsrail’i ve Netanyahu’yu eleştirdiği için ters kelepçe ile gözaltına alındı, eyalet eyalet dolaştırıldı, vizesi iptal edildi. Bundan ne avukatının ne ilgililerin haberi oldu. Her türlü işkenceye maruz bırakıldı. ABD, korku, sansür ve adaletsiz hükümet politikalarının uygulandığı merkez haline geldi. (Rümeysa Öztürk hiçbir şiddet eyleminin içerisinde olmadığı halde)

Saraçhane Demokrasisi ile ABD demokrasisi arasında ne fark var?

Hadi gelin burada da demokrasiyi yeniden tarif edelim; Demokrasi; insan hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı, her türlü şiddetin uygulanmasının meşru olduğu, suçlunun korunup ortalığın savaş alanı haline getirildiği sistemin adıdır!

Ziya Paşa’ya ait olan bir söz vardır, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”. Kimse laf ile peynir gemisi yürütmesin. Demokratsanız ona göre davranacaksınız, değilseniz de ona göre.

Hiç kimse kendisi gibi düşünmeyenlere bırakın şiddeti, hakaret etmeye asla hakkı yoktur. Şayet biri çıkar da sen benim gibi düşünmüyorsun diye, her türlü şiddeti ve hakareti kendine meşru görür, “tu-kaka” ilan eder saldırıya geçerse ki unutmasın,

“tu-kaka”nın kendisi olduğunu cümle aleme ilan etmiş olacaktır.

Bir kez daha bir birimizi uyaralım!

Hangi konuda olursa olsun, haksızlık yapıldığına inanıyorsak, kesinlikle susmayalım! Hiçbir şekilde hakarete, küfre ve şiddete başvurmadan protestomuzu yapalım, sesimizi duyurabildiğimiz kadar haykıralım. Bütün demokratik haklarımızı kullanalım.

Ancak şiddetin veya şiddete teşvik edilmenin ne demokrasi ile ne de insan hak ve özgürlükleri ile uzaktan yakından alakası olmadığını da aklımızdan çıkarmayalım. Kullanılmaya müsait insanlar olmadığımızı gösterelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmet TAŞ Arşivi

04.17

05 Şubat 2025 Çarşamba 02:30