
İrfan Paksoy
İşgâl sonrasındaki gelişmeler-1
Giriş…
İlki bugün olmak üzere beş bölümden ibaret olacak makalemin konusu İstanbul’un İngilizler tarafından işgâli sonrasındaki gelişmelere dair olacak.
Malta Sürgünleri…
Son Osmanlı Mebûsan Meclisince Misak-ı Millî’nin kabul (28.01.1920) ve ilan edilmesinden pek rahatsız olan İngilizler tarafından İstanbul işgâl edilmesi (16.03.1920) sonrasındaki icraatlardan biri de önde gelen Kuvâ-yı Milliyecileri ile onlara taraftar ve yardımcı olduklarına inanılan kişileri tutuklamak ve İngiltere’nin sömürgeleri arasında yer alan Malta adasında sürmek olmuştur.
Bu çerçevede, aralarında eski Harbiye Nâzırı (Savaş Bakanı) Mersinli Cemal Paşa ile eski Bahriye Nâzırı (Denizcilik ve Deniz Kuvvetleri Bakanı) Rauf (Orbay) Bey de dâhil olmak üzere on dört mebusun da bulunduğu 150 kadar Türk devlet adamı ve aydını tutuklanarak Malta’ya sürülür. [1]
Meclis’in İngiliz askerleri tarafından basılması…
Son Osmanlı Mebûsan Meclisi 18 Mart 1920 tarihinde son toplantısını yapar.
Meclis genel kurulu, Birinci Başkan Vekili Hüseyin Kâzım Kadri Bey’in başkanlığında oturum hâlindeyken Meclise giren İngiliz askerleri tarafından bazı milletvekilleri, Meclis binasından zorla götürülmek istenir.
Meclis’in çalışmalarını durdurma kararı…
Bunun üzerine Rıza Nur Bey Mecliste bir beyanatta bulunarak bir önergesi olduğunu söyler. Rıza Nur Bey bu beyanatında;
“Efendiler, önemli tarihî bir an yaşıyoruz. Bu devlet ve millet bu zamana kadar böyle bir felâkete uğramamıştır. Osmanlı başkenti ve İslâm hilâfetinin merkezi bugün yabancı devletlerin silâhlı işgâli altına geçmiş bulunuyor. Bunu gerektiren hiçbir durum yoktur.
Osmanlı Mebusan Meclisi tecavüze uğradı. Mebus arkadaşlarımızdan Rauf, Vâsıf, Faik Beyler ve Numan Efendi, Mebusan Meclisinden işgâl kuvvetleri tarafından zorla alınıp tevkif edildiler. Bu durum …. devletler hukukuna tamamen aykırıdır.
Kayıtsız ve şartsız fikir ve vicdan hürriyetine sahip olmayan bir Mebûsan Meclisinin serbestçe karar alması mümkün olamayacağından mebusların dokunulmazlığına karşı yapılan bu tecavüzü protesto ediyoruz.
…..
“Bugün üzerimize aldığımız millî vazifeyi yapmaya ancak bu derecede kudretliyiz.
Bu yazılı önergemizi millî bir vesika olarak tarihe bırakıyoruz” der.
Oturum başkanı Hüseyin Kâzım Bey tarafından, “milletvekilliği vazifesinin yapılmasında emniyetli bir hâlin tekrar sağlanmasına kadar Meclis’teki görüşmelerin ertelenmesini teklif ediyorlar.” sözleriyle oya sunulan Rıza Nur Beyin önergesi oybirliğiyle kabul edilir.
Bunun ardından Mebûsan Meclisinin bir daha toplanması da mümkün olmaz.
Mebûsan Meclisinin çalışmalarını süresiz olarak ara vermesi nedeniyle İstanbul’da artık milleti temsil edecek bir mercî kalmaz.
İstanbul’un işgâli üzerine Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemâl Paşa, aynı gün, yabancı devlet temsilcilerine gönderilmek üzere hazırladığı bir protesto metnini Antalya’da bulunan İtalyan Temsilciliği aracılığıyla bütün dünyaya duyurur.
Bu metinde; “….. ilgili milletlerin şeref ve haysiyetiyle de bağdaşmayan bu hareketin mâhiyetinin takdirini, resmî Avrupa ve Amerika’nın değil, ilim, kültür ve uygarlık Avrupa ve Amerika’sının vicdanına bırakmakla yetinir ve bu olaydan doğacak büyük tarihî sorumluluğa son olarak bir daha dünyanın dikkatini çekeriz” denilerek İtilâf Devletleri’nin devlet adamlarının yaptığı bu insanlık ve medeniyet dışı davranışı, o devletlerin medenî, kültürlü ve insancıl olduklarını iddia eden kendi kamuoylarına şikâyet edilmiştir.
Not: Devam edecek
© 2025. Bu makalenin/yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
Son Not
[1] Malta Sürgünleri, Mondros Mütârekesi sonrasında 1919-1920 yıllarında İngiliz işgâl kuvvetleri tarafından tutuklanarak bir İngiliz sömürgesi olan Malta adasına sürülen (veya gıyabında tutuklama kararı çıkarılarak sürgüne gönderilecekleri bildirilen) 145 Türk devlet adamı, asker, idareci ve aydın için kullanılan terimdir. Tutuklama ve sürgünler, Mart 1919’da, (I. Dünya Savaşının sonlarında Irak Cephesinden çekilişi yürütmüş Ali İhsan Paşa ile başlamış ve Ekim 1920’ye kadar sürmüştür. Sürgün kapsamındaki isimler, Anadolu’da yapılmakta olan işgâllere karşı muhtemel bir direnişi organize edilebilecek kadronun ve liderlik potansiyeli gösterebilecek olanların devreden çıkarılmak istendiği hususunu öne çıkarmaktadır. Mesnetsiz Ermeni İddialarına ilişkin konular sürgün cezalarına sonradan eklenmiştir. monte Ancak İngilizlerin ellerinde rehin gibi tutulmakta olan bu sürgünlerin varlığı, bunlara karşı isnat edilen suçların dayanaklarının da zayıflığı sonucu İngilizler bu sürgünler aleyhine olan iddialarını bir iddianâmeye dönüştürememişler, bu durum ise zamanla İngilizlerin siyaseten aleyhine işlemeye başlamıştır. Sürgünlerin sonuncuları 1922 yılı içinde serbest bırakılmışlardır. Başlangıçta 145 olan sürgün sayısı zaman içinde sürekli azalmıştır. Tek tük bazı sürgünler serbest bırakılmış. 6 Eylül 1921 tarihinde 16 sürgün Malta Adası’ndan kaçmayı başarıp İtalya üzerinden Türkiye’ye dönmüşlerdir. Sakarya Zaferi’nin ardından 23 Ekim 1921 tarihinde TBMM ile İngiltere arasında bir anlaşma yapılmış, Anadolu’daki İngiliz tutsaklarına karşılık Malta’daki bütün sürgünler serbest bırakılmıştır. İngilizler, sürgünleri iki gemiyle geri geri getirdiler. Tutsak-sürgün değiş tokuşu, 1 Kasım 1921 tarihinde İnebolu Limanı’nda yapılmıştır. Rauf (Orbay) Bey ile birlikte bakiye 48 sürgün İnebolu’da Mustafa Kemal Paşa’nın “Hoşgeldiniz” telgrafını almışlar ve üç gün dinlendikten sonra Ankara’ya gelerek Millî Mücadeleye kaldıkları yerden devam etmişlerdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.