İşgâl sonrasındaki gelişmeler-2

Giriş…

Beş bölümden ibaret olan ve ilk bölümü daha önce yayımlanan makale serisi İstanbul’un İngilizlerce işgâli sonrasındaki gelişmelere dair olacaktır. Bir önceki makalede İstanbul’un işgâli sonrasında önde gelen Kuvâ-yı Milliyeciler ile onlara taraftar olduklarına inanılan kişiler ile Meclis’in basılması sonucu gözaltına alınan bazı mebusların Malta’ya sürgüne gönderilmesi, Meclis’in çalışmalarını durdurma kararı alması ve Mustafa Kemâl Paşa’nın Antalya’da bulunan İtalyan Temsilciliği aracılığıyla işgâli bütün dünyaya duyurmasından, bahsedilmişti. Konuya ilişkin bugünkü makalemde bahsedilen hususlar ise aşağıdadır.

İşgâlin protesto edilmesi için gönderilen genelge

Mustafa Kemâl Paşa yine aynı gün, İstanbul'u tamamen saf dışı etmek, Temsil Heyetini geçici bir hükûmet gibi çalıştırarak, Ankara'da millî iradeyi gerçekleştirecek bir meclis toplamak üzere harekete geçerek, bir yandan askerî ve mülkî erkâna peş peşe telgraflar çektirirken, diğer yandan da işgâli prostesto eden telgrafların işgâl makamlarına gönderilmesini ister ve alınması gereken önlemleri bildirir.
Türk Milletine yayımlanan beyannâme…

Son Osmanlı Mebusan Meclisinin kapatılması ve İstanbul'un işgâli üzerine, Mustafa Kemâl Paşa, Türk Milletine yayınladığı beyannâmede ise 700 yıllık Osmanlı Devleti'nin hayat ve hâkimiyetine son verilmiş olunduğu, Türk Milletinin medenî kabiliyetini, hayat ve istiklâl hakkını ve bütün istikbâlini korumaya çağırıldığı bildirilir.

Cesur bir emir…

İstanbul’un işgâlinin hemen ardından İstanbul’daki Millî Mücâdele yanlılarının İngilizler tarafından tutuklanmasına misilleme olarak aynı gün Mustafa Kemâl Paşa tarafından verilen emirlerin en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz ki Anadolu’daki yabancı subay ve askerlerin tutuklanmasına dair verilmiş olan emirdir.

Mustafa Kemâl Paşa önce elindeki kuvvetleri toplayarak, 19/20 Mart 1920 tarihinde Afyonkarahisar ve Eskişehir'deki İngiliz birliklerini geri çekilmeğe mecbur eder. Ardından da Anadolu'daki İtilaf Devletleri'ne mensup subayları tutuklatır. Böylece İtilaf Devletlerinin herhangi bir harekete geçmelerine engel olur.
Yeni bir meclis kararı…

Mademki artık memleketin mukadderatına el koyacak bir makam yoktu, o hâlde bunu tesis etmek lazımdı. Bunun için de Ankara'da milletin temsilcilerinden ibaret olağanüstü yetkiye sahip bir meclis kurmak ve milletin idaresini bu meclise vermek gerekiyordu.

Mustafa Kemâl Paşa, 19 Mart 1920 tarihinde Temsil Heyeti adına, illere, sancaklara [1] ve kolordulara bir genelge göndererek “olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin Ankara’da toplanması” kararını duyurdu ve yeni seçimlerin yapılmasını istedi.

Bu genelgede, İstanbul’dan Anadolu'ya geçen mebusların haklarının saklı tutulacağı da bildiriliyordu.
Sadâret değişiklikleri…

İtilaf Devletleri, Anadolu’daki Millî Mücâdele’yi suçlayan bir bildiri hazırlamasını istedikleri Sadrazam Ali Rıza Paşa’nın istifa etmesinin (08.03.1920) ardından sadâret görevine gelen Salih Hulusi Paşa da İtilaf Devletlerinin devam eden bu talebi karşısında görevde kalamayacağını anlayınca o da 2 Nisan 1920 tarihinde istifa eder.

Görev, Tevfik Paşa’ya teklif edildiyse de kabul etmeyince 5 Nisan 1920 tarihinde Damat Ferit Paşa yeniden Sadrazamlığa getirilir.

Meclis’in feshine yönelik gizli çalışmalar….

Damat Ferit Paşa Kabinesinin iktidara gelmesiyle birlikte Meclis-i Mebusanın feshedilmesi yönünde hızlı bir çalışma başlatılmıştı. Bu çalışmalar bizzat Damat Ferit Paşa tarafından ve gizli bir şekilde sürdürülüyordu.
Acz içindeki Saray ve Hükûmet…

Saray ve İstanbul Hükûmeti, Müttefik İşgâl Ordusu Komutanı Fransız Generali French Despere’in, İngiliz, Fransız ve İtalyan Yüksek Komiserlerinin isteklerini yerine getirerek durumu idare etmeye çalışıyordu.
Kaptılan Mebûsan Meclisi…

Mebusan Meclisi, 11 Nisan 1920 tarihinde Sultan Vahidettin’in Siyasî gelişmelerden kaynaklanan zorunlu şartlardan dolayı feshi gerektiren irade-i seniyyesiyle (emriyle) dört ay içinde tekrar toplanmak kaydıyla kapatıldı.

Hükûmet tarafından Meclis-i Mebusanın kapatılmasına dair ileri sürülen gerekçelerin hiçbir tutarlı tarafı yoktu. Dağılan Meclisin birçok üyesi de Ankara’ya giderek Türkiye Büyük Millet Meclisine katıldı.
Not: Devam edecek

© 2025. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
Son Not

[1] Sancak, Osmanlı Devlet’inde mülkî taksimatında eyaletlerin alt birimi idi. Sancakların kâzâ, nahiye ve köyler gibi belli coğrafî sınırı vardı. Bir iki istisnâ ile bugünkü bir ilin genişliği de ancak bir Osmanlı sancağı genişliğinde idi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrfan Paksoy Arşivi